ünite-ıı - Tarih Öğretmenlerine Kaynak

Comments

Transcription

ünite-ıı - Tarih Öğretmenlerine Kaynak
2. Ünite
2. ÜNİTE: UYGARLIĞIN
DOĞUŞU VE
İLK UYGARLIKLAR
KONULAR
A. TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR VE TARİH ÇAĞLARI
B. İLK ÇAĞ UYGARLIKLARININ OLUŞUMU VE
YAYILIŞI
C. MEZOPOTAMYA, MISIR, İRAN, HİNT, ÇİN VE
DOĞU AKDENİZ UYGARLIKLARI
Ç. ANADOLU UYGARLIKLARI VE BU
UYGARLIKLARIN ÇEVRE KÜLTÜRLERLE
İLİŞKİLERİ (HATTİLER, HİTİTLER, İYONLAR,
URARTULAR, FRİGLER, LİDYALILAR)
D. EGE VE ESKİ YUNAN UYGARLIKLARI
E. ROMA UYGARLIĞI
51
Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
Temel Kavramlar
A. TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR VE TARİH ÇAĞLARI
l Höyük
l Kalkolitik
l Neolitik
l Mezolitik
l Paleolitik
l Tunç
l Yazı
Hazırlık Çalışmaları
1. Tarihe yönelik araştırmalar yapılırken tarihi, çağlara ayırma nedenleri neler olabilir? Araştırınız.
2. Tarihin bir bölümüne “tarih öncesi çağlar” denilmesinin nedeni nedir? Tartışınız.
3. Yanda verilen kavramlar size neleri çağrıştırmaktadır?
Aşağıdaki görselleri inceleyerek altında verilen soruları cevaplayınız.
2.1. Resim: İnsanların ilk yerleşim yerleri
(Orta Taş Çağı) (www.homapage.uludag.edu.tr)
2.2. Resim: İnsanların geçim faaliyetleri
(Yeni Taş Çağı) (www.homapage.uludag.edu.tr)
1. İnsanların nasıl bir yerde barınacağına ve hangi ekonomik faaliyetlerde bulunacağına karar vermesinde etkili olan faktörler nelerdir?
2. İnsanların geçim faaliyetleri arasında neler yer almaktadır?
1. YERYÜZÜNDE YAŞAMIN BAŞLAMASI
Düşünebilme ve düşündüğünü aktarabilme özelliğine sahip olan insanlarda ayrıca bir merak duygusu da vardır. İnsanlar merak duygusunu gidermek, hayatlarını kolaylaştırmak ve düzene sokmak için
birtakım faaliyetlerde bulunurlar. Ateşin kullanılması, göçebelikten yerleşik hayata geçilmesi, yazının
icadı vb. bu faaliyetlerden bazılarıdır. Uzun bir zaman dilimini kapsayan tarihi incelemek isteyen tarihçiler, insanlık için büyük önem taşıyan tarihsel olayları bölümlere ayırma gereği duymuşlardır. Bu bölümlerin her birine “çağ” (dönem) adını veren tarihçiler, yazının bulunuşuna kadar geçen dönemi “Tarih Öncesi Çağlar”, yazının bulunuşundan sonraki dönemi ise “Tarih Çağları” olarak adlandırmışlardır.
TARİH ÇAĞLARI
TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR
TAŞ ÇAĞI
(MÖ 60.000-5500)
1. Eski Taş Cağı
(MÖ 60.000-10.000)
2. Orta Taş Çağı
(MÖ 10.000-5500)
3. Yeni Taş Çağı
(MÖ 8000-5500)
MADEN ÇAĞI
(MÖ 5500-1200)
1. Bakır Çağı
2. Tunç Çağı
3. Demir Çağı
(Yazı Bakır
Çağı’nın ortalarında
bulunmuş ve tarih
çağları
başlamıştır.)
İLK ÇAĞ
(MÖ 3200-MS 375)
Yazının
icadından
Kavimler
Güçü’ne
kadar
olan dönemi
kapsar.
ORTA ÇAĞ
(375-1453)
Kavimler
Güçü’nden
İstanbul’un
Fethi’ne
kadar
olan dönemi
kapsar.
YENİ ÇAĞ
(1453-1789)
İstanbul’un
Fethi’nden
Fransız İhtilâli’ne
kadar
olan dönemi
kapsar.
YAKIN ÇAĞ
(1789-...)
Fransız
İhtilâli’nden
günümüze
kadar
olan dönemi
kapsar.
2. TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR
Prehistorya da denilen bu çağa ait bilgiler, o dönem insanlarından kalan buluntulara dayanır. Tarih bilimi yazılı kaynak ve belgelerin olmadığı tarih öncesi çağlar hakkındaki bilgiler için tarihin yardımcı bilimlerinden olan arkeolojiden faydalanmaktadır. Yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılan buluntular bu
52
2. Ünite
dönemi aydınlatması bakımından önemli bir yer tutar. Tarih öncesi çağlar, Taş Çağı ve Maden Çağı olarak
ikiye ayrılır.
Bilgi Hazinesi
Tarih öncesi devirlerin Taş ve Maden Çağı olarak ikiye ayrılmasında o dönem insanlarının kullandıkları araç gereçlerin niteliği esas alınmıştır.
a. Taş Çağı (MÖ 600.000-5500)
Eski Taş (Paleolitik) Çağı
(MÖ 600.000-10.000)
İnsanlık tarihinin en uzun dönemidir. Bu
devrin başlarında insanlar beslenme gereksinimlerini doğada hazır buldukları meyveleri,
bitkileri, bitki köklerini toplayarak ve çevredeki hay vanları avlayarak sağlamışlardır. Bu
dönemde insanlar mağaralarda ve kaya sığınaklarında yaşamış kemik, çakmak taşı ve
diğer sert taşları işleyerek alet yapmış ve doğaya egemen olmaya başlamışlardır.
2.1. Harita: Anadolu’nun tarih öncesi yerleşim merkezleri (Tarih
Atlası 1, s. 5.)
Ülkemizin değişik bölgelerinde tarih öncesi dönemi aydınlatan önemli yerleşim merkezlerini gösteren
yukarıdaki haritayı inceleyiniz. Buraların neden yerleşim yeri olarak seçildiğini arkadaşlarınızla tartışınız.
Eski Taş Çağına ait ilk izlere İspanya’daki Altmaria ve
Fransa’daki Lascaux (Laskö) mağaralarında rastlanmıştır. Bu çağın
sonlarına doğru insanlar mağara duvarlarına yandaki resimde
görüldüğü gibi hayvan ve avlanma resimleri yapmışlardır.
İlk insanların mağara duvarlarına resimler yapmasının nedenleri sizce neler olabilir?
2.3. Resim: Günümüzden yaklaşık 15.000
yıl önce yapılmış hayvan resimlerine bir örnek (Lascaux Mağarası, Fransa)
Anadolu’da bu döneme ait yerleşim yerleri arasında Antalya
yakınlarında bulunan Beldibi, Belbaşı, Karain mağaraları ile yandaki fotoğrafta görülen İstanbul’daki Yarımburgaz Mağarası önemli
yer tutar. İstanbul’un 20 km uzağındaki Küçükçekmece Gölü’nün
kuzeyinde bulunan Yarımburgaz Mağarası yurdumuzda Taş
Devri’ne ait en eski yerleşim yeridir.
MÖ 10.000-9.000
Anadolu’da Beldibi ve Karain
mağaralarında insanların toplu olarak
yaşadığına dair ilk bulgular ortaya çıktı.
2.1. Fotoğraf: İstanbul’daki Yarımburgaz
Mağarası’nda yapılan kazı çalışması
MÖ 9.000-8.000
Orta Anadolu ve Güney Mezopotamya’da
ırmak kenarlarında ilk kulübeler
ortaya çıktı.
MÖ 8.000-7.000
Orta Doğu’da buğday ve arpa
tarımı başladı.
53
Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
Orta Taş (Mezolotik) Çağı (MÖ 10.000-8000)
Mağara ve ağaç kovuklarında yaşamlarını sürdüren bu dönem insanlarının geçim kaynakları arasında
avcılık ve toplayıcılık yer alır. İnsanlar taşları yontup basit savunma aracı olarak kullanırlar. Dönemin sonlarına doğru buzullar erimeye başlar. Bu dönemin en önemli özelliği ateşin kullanılıp kontrol altına alınmasıdır.
Ateşin bulunup kontrol altına alınması insanlara ne gibi faydalar sağlamış olabilir?
Orta Taş Çağına ait en önemli yerleşim merkezi Güney Tacikistan’da “Kuldara (Ceyhun Nehri’nin yukarı
kısmı)” bölgesidir. Türkiye’de bu dönemi aydınlatan merkezler arasında Antalya Beldibi, Göller Yöresi Baradiz,
Ankara Macunköy, Samsun Tekkeköy bulunmaktadır.
Yeni Taş (Neolitik) Çağı (MÖ 8000-5500)
Taş Çağının en gelişmiş dönemi olan Neolitik dönemde insanlar havaların ısınmasıyla ovalarda, su kenarlarında yaşamaya ve toprağı işleyerek tarımsal üretim yapmaya başladılar. Köyler kurarak yerleşik hayata
geçtiler. Doğadaki yabani hayvanları evcilleştirerek bunlardan faydalandılar. Bitki liflerinden giyecek, topraktan ve kilden çanak çömlek yaptılar.
Yeni Taş Çağına ilk önce Ön Asya (Mezopotamya, Anadolu, İran, Suriye)’da girilmiştir. Türkiye’de bu
döneme ait buluntular Konya Çatalhöyük, Gaziantep Sakçagözü ve Diyarbakır Çayönü’nde yapılan kazılarda
ortaya çıkarılmıştır. Çayönü ve Çatalhöyük yerleşim merkezlerinin önemli özellikleri şunlardır:
Çayönü: Diyarbakır’ın Ergani ilçesindedir. Çayönü, Anadolu ve Güneydoğu Avrupa’da bulunan en eski
neolitik köy yeridir. Arkeolojik kazılar sonucunda Anadolu’nun ilk çiftçilerinin burada yaşadığı anlaşılmıştır.
Çayönü’nde yapılan kazılarda, tahıl saplarını kesmek ve tahılı un hâline getirmek için çakmak taşından ve
volkanik camdan yapılmış orak ve bıçaklar ile öğütme taşları bulunmuştur.
Çatalhöyük : Konya ilinin Çumra ilçesindedir. Burada ana tanrıça heykelcikleri, penceresiz ve girişleri
çatıdan kerpiç evlerde dünyanın en eski duvar resimleri ve Anadolu’nun en eski çanak çömlekleri bulunmuştur. Çatalhöyük, bugüne kadar elde edilen bulgulara dayanılarak dünyanın ilk kent yerleşim yeri olarak kabul
edilmektedir.
Aşağıdaki “Çatalhöyük Yerleşim Merkezi” adlı etkinlikte verilen temsilî resimler Konya-Çatalhöyük
yerleşim yerinin özellikleri göz önünde bulundurularak çizilmiştir. Bu resimlere bakarak altındaki soruları
cevaplayınız.
1. Etkinlik: ÇATALHÖYÜK YERLEŞİM MERKEZİ
2.4. Resim: Çatalhöyük’ün temsilî resmi (www.homapage.uludag.edu.tr)
1. Bu yerleşim yerinde yaşayanların geçim kaynakları neler olabilir?
2. Bu evlerde neden pencere ve çatı kullanılmamıştır?
MÖ 7000
Avrupa’da Yontma
Taş Devri’nin sonu
54
MÖ 5700
Anadolu’da Burdur
Hacılar bölgesinde
yerleşim süreci başladı.
MÖ 5500
Anadolu’da Yozgat
Alişar bölgesinde
ilk kültür evresi oluştu.
MÖ 5000
Anadolu’dan
göç edenler
Mısır’a yerleşti.
2. Ünite
b. Maden Çağı (MÖ 5500-1200)
Bakır (Kalkolitik) Çağı
Taş Çağından Maden Çağına geçiş dönemidir. Bu dönemde insanlar ilk kez madeni kullanmaya başlamışlardır. Ergime ısısı düşük, çıkarılışı kolay olduğu için ilk kullanılan maden bakırdır. Bu dönemde tarım,
avcılığa göre daha çok önem kazanmış, yerleşme alanlarının çevresi surlarla çevrilmiştir. Türkiye’de bu döneme ait merkezler arasında Çorum’da Alacahöyük, Denizli’de Beycesultan, Çanakkale’de Kumtepe ve Truva,
Samsun’da İkiztepe yer alır.
Tunç Çağı
İnsanlar, kalayı bakırla birlikte eriterek yeni bir alaşım olan tuncu
elde etmiştir. Tuncun sert oluşu büyük oranda silah üretimine ve aletlerin
bu madenden yapılmasına yol açmıştır. Bu çağda ilk şehir devletleri olan
siteler kurulmuş, Mezopotamya’da Sümer ve Akad, Anadolu’da Hititler
gibi devletler ortaya çıkmıştır. Türkiye’de bu dönemi aydınlatan merkezler
arasında Ankara’da Ahlatlıbel ile yandaki fotoğrafta görülen Kayseri
Kültepe yer almaktadır. Anadolu’da ilk yazılı belgeler Kayseri Kültepe’de
2.2. Fotoğraf: Kültepe
bulunmuştur.
Demir Çağı
Demirin bulunmasıyla birlikte ekonomik ve toplumsal yaşamda
büyük değişiklikler olmuştur. Araç gereç ve silahlar tunçtan daha sert olan
demirden yapılmaya başlanmıştır. Bu dönemde yapılan savaşlarda demirden yapılmış silahlara sahip olan toplumlar tunçtan yapılmış silahlara
sahip toplumlara egemen olmuştur. Demir Çağında üretim gelişmiş,
büyük devletler kurulmuştur. Bu çağın sonunda yazının bulunmasıyla
2.3. Fotoğraf: Alacahöyük
tarih çağları başlamıştır. Demir Çağında Anadolu’da bulunan önemli yerleşim merkezleri şunlardır:
Alişar: Yozgat ilimizin sınırları içindedir. Burada yapılan kazılarda
kerpiç duvarlı ve dört köşe damlı evler, büyük küpler, ağaç ve taş sandıklar, altın ve gümüşten eşyalar bulunmuştur.
Alacahöyük: Yukarıdaki fotoğrafta görülen bu yerleşim merkezi
Çorum ilinin Alaca ilçesi sınırları içindedir. Atatürk’ün isteği ile 1935
yılında yapılan kazılar sonucunda burada dört ana kültür katı ortaya çıkarılmıştır.
2.4. Fotoğraf: Troia
Troia (Truva, Troya): Homeros’un İlliada (İlyada) destanında anlattığı ünlü kenttir. Çanakkale’nin 30 km güneybatısındaki Hisarlık Tepesi’nde
bulunan yandaki fotoğrafta görülen Troia, üst üste kurulmuş dokuz kent
kalıntısından oluşur. İlk beş katmandaki kentler Bakır Çağına, sonraki
katmanlarda bulunan kentler ise Tunç Çağına aittir.
Hacılar: Burdur yakınlarındadır. Burada yapılan kazılarda mermerden kaplar, orak, bıçak, el baltası, taş boncuk ve bilyeler, kemikten deliciler ortaya çıkarılmıştır. Yandaki fotoğrafta görülen Hacılar höyüğünün
etrafı duvarlarla çevrilidir. Bu duvar, düşman saldırısına karşı yapılan sur2.5. Fotoğraf: Hacılar Höyüğü
ların ilk örneklerindendir.
3. TARİH ÇAĞLARI
1. ünitede “Tarihin Sınıflandırılması” konusunda tarih biliminin alanının geniş olmasından dolayı tarihi,
çağlara ayırarak incelemenin gerekliliğinden söz etmiştik. Tarih öncesi çağlarda olduğu gibi tarih çağları da
bölümlere ayrılmış, bu bölümlere İlk Çağ, Orta Çağ, Yeni Çağ ve Yakın Çağ adları verilmiştir. Tarihi, çağlara
ayırırken evrensel olaylar da göz önünde bulundurulmuştur. Bu olayların etkileri sadece meydana geldikleri
zamanda değil daha sonraki dönemlerde de devam etmiştir (Kavimler Göçü, İstanbul’un Fethi, Fransız İhtilali
vb.).
55
Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
Temel Kavramlar
l Coğrafi Faktör
B. İLK ÇAĞ UYGARLIKLARININ OLUŞUMU VE
YAYILIŞI
l Kültür
l Ticaret
l Uygarlık
l Ortak Miras
Hazırlık Çalışmaları
1. İlk Çağ uygarlıklarının göl veya ırmakların çevresinde kurulmasının
nedenleri nelerdir?
2. Uygarlıkların birbiriyle etkileşim kurmasında ne gibi faktörler etkilidir?
3. Yanda verilen kavramlar size neleri çağrıştırmaktadır?
Atatürk’ün aşağıdaki sözlerini okuyarak altındaki soruyu cevaplayınız.
“Uygar olmayan kimseler uygar olanların ayakları altında kalmakla karşı karşıyadırlar. Uygarlık
(medeniyet) öyle güçlü bir ateştir ki ona uzak kalanları yok eder.”(1)
Atatürk’ün uygarlık konusunda söylediği bu sözlerden neler anlıyorsunuz?
ORTAK MİRASA DOĞRU
İnsanlığın ortak mirası olan uygarlık farklı toplumların uzun süre içinde edindikleri evrensel bilgi, düşünce
ve birikimlerin paylaşılması olarak tanımlanabilir. Bu nedenle uygarlık dünya toplumlarının genel malıdır. Örneğin
İlk Çağ uygarlıklarından olan Yunanlar ve Romalılar Fenike alfabesini geliştirerek günümüz Latin alfabesinin
temelini atmışlardır. İngilizler çiçek hastalığına karşı aşıyı 18. yüzyılda öğrenerek geliştirmiş ve bunu bütün dünya
uygarlığının malı hâline getirmişlerdir.
Kültür ve uygarlık kavramları uzun süre birlikte anılmıştır. Kültür genellikle toplumların örf, âdet, gelenek ve
göreneklerini ifade eden maddi ve manevi değerlerdir. Ünlü sosyolog Ziya Gökalp’e göre uygarlık evrensel, kültür
ise yerel, yöresel, etnik ve millîdir. Ancak zamanla kültürel değerler birtakım yollarla farklı bölgelere taşınmış,
değişik kültürlerle etkileşime girerek dünyanın ortak değerleri olmuştur. Kültürlerin kaynaşmasıyla birçok yeni
uygarlık ortaya çıkmıştır.
İlk çağlardan itibaren dünyanın değişik bölgelerinde ortaya çıkan uygarlıkların oluşumunda siyasi, sosyal,
coğrafi ve ekonomik faktörler etkili olmuştur. Coğrafi şartların sunduğu avantajlar uygarlığın doğuşuna olumlu katkı sağlamıştır. Bunun yanı sıra ülkeler arasında yapılan ticari faaliyetler, kültürlerarası etkileşimlerin
meydana gelmesine neden olmuştur. Buna paralel olarak insanların sosyal düzeylerinin artması ve uygarlıkların ilerlemesine etki etmiştir. Bütün bu etkenlerin olabilmesi için güçlü bir siyasi birliğin olması gerekmektedir. Örneğin Sümerler MÖ 4 bin yılında Güney Mezopotamya’ya geldikleri zaman bölge bataklıklarla kaplıymış. Onlar, ilk olarak Dicle ve Fırat nehirlerinin yol açtığı bataklığı kurutmuşlar. Mısırlılar da Sümerler gibi Nil
deltasındaki bataklıkları kurutmuş, sulama kanalları açarak tarımsal faaliyetleri başlatmışlardır.
_______________________
(1) İsmet Parmaksızoğlu, Düşünceleriyle Atatürk, s. 288, 289.
56
2. Ünite
Dağlık bir konuma sahip olan Yunanistan, tarım yapmaya elverişli olmadığı için burada bulunan kavimler
deniz ticaretine yönelmiştir. Deniz ticareti onlara sadece zenginlik ve refah getirmemiş, birçok kültürle etkileşime girmelerinde de etkili olmuştur. Örneğin Doğu Akdeniz’de Fenikelilerle yaptıkları ticaret sayesinde
Fenike alfabesini tanımış ve etkilenmişlerdir. Bu alfabeye sesli harfler ekleyerek geliştirmiş ve kendilerine özgü
alfabeyi oluşturmuşlardır. Asurlular, Anadolu halkı ile ticaret yaptıktan sonra buralarda koloniler kurmuşlar,
Anadoluda yaşayanlar da Asurlulardan yazıyı öğrenerek tarihî devirlere girmişlerdir.
Bilgi Hazinesi
Hiçbir uygarlık homojen (türdeş) değildir. Bir uygarlık, başka uygarlık ya da uygarlıklarla mutlaka ilişki içindedir. İlk Çağda Asurlular, Babil uygarlığından etkilenmişlerdir. Roma uygarlığı da aslında Yunan
uygarlığının bir devamıdır. Haçlı seferlerinde de yalnızca ordular savaşmamış, İslam uygarlığı ile Hristiyan
uygarlığı birbirini etkilemiş ve birbirinden etkilenmiştir.
Aşağıda “İlk Uygarlıklar” başlıklı etkinlikte verilen haritayı inceleyerek altındaki soruları cevaplayınız.
2. Etkinlik: İLK UYGARLIKLAR
2.2. Harita: MÖ 3000’li yıllardaki uygarlıklar (Tarih Atlası 1, s. 20.)
1. İlk uygarlıklar kuruluş yeri olarak neden bu bölgeleri tercih etmiş olabilirler?
2. Uygarlıkların birbiriyle etkileşimini sağlayan unsurlar neler olabilir?
57
Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
Temel Kavramlar
l
l
l
l
Alfabe
Çivi Yazısı
Firavun
Hammurabi
Kanunları
l Kast
l Mumyalama
l Ziggurat
C. MEZOPOTAMYA, MISIR, İRAN, HİNT, ÇİN VE
DOĞU AKDENİZ UYGARLIKLARI
Hazırlık Çalışmaları
1. İlk Çağ uygarlıklarının dünya medeniyetine katkılarını araştırınız.
2. Yazı ve alfabenin insanların yaşamındaki etkileri nelerdir?
3. Yanda verilen kavramlar size neleri çağrıştırmaktadır?
Aşağıdaki sözleri okuyarak altında verilen soruları cevaplayınız.
Çağdaş uygarlığı anlayabilmek, kavrayabilmek dünya üzerindeki eski uygarlıkları, bütün insanlığın ilk
uygarlıklarını doğru tanıyabilmekle mümkündür. (1)
Atatürk’ün yukarıdaki çağdaş uygarlık tanımından neler anladığınızı arkadaşlarınızla tartışınız.
“Doğu uygarlığı olmasaydı bugünkü durumumuza gelemezdik. Çünkü bu uygarlık bizlere önemli bir
kültür mirası bırakmıştır. İlk alfabeyi, ilk yazıyı, ilk takvimi bu uygarlık sayesinde öğrendik. Doğu uygarlıkları kâğıt ve matbaayı kullanmış, medeniyetin gelişmesinde etkili olmuşlardır.”(2)
Yukarıda verilen “Doğu uygarlığı” kavramından neler anlıyorsunuz?
1. MEZOPOTAMYA UYGARLIĞI
Aşağıdaki etkinlikte verilen haritayı inceleyerek altındaki soruyu cevaplayınız.
3. Etkinlik
2.3. Harita: Mezopotamya ve Mısır Uygarlığı (Tarih Atlası 1, s. 20.)
Yukarıdaki haritaya göre Mezopotamya bölgesinde birçok uygarlığın kurulmasında neler etkili olmuş olabilir?
_______________________
(1) www.add.org.tr
(2) Ivar Lisnner, Uygarlık Tarihi, s. 9. Özetlenmiştir.
58
2. Ünite
Mezopotamya, Yunanca bir kelime olup “Fırat ve Dicle nehirleri” arasında kalan bölgeye verilen addır.
Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan bölgenin önemli göç ve ticaret yolları üzerinde bulunması, verimli topraklara sahip olması ve su kaynaklarının bol olması buraya birçok topluluğun gelip yerleşmesinde etkili olmuştur. Nehirlerin akış yönüne göre Mezopotamya, aşağı ve yukarı Mezopotamya olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Sümerler, Akadlar, Asurlular, Babiller ve Elamlılar Mezopotamya’da kurulan önemli uygarlıklardır.
a. Sümerler (MÖ 4000-2350)
Mezopotamya uygarlığının en eski kavmi olan Sümerlerin Orta Asya kökenli oldukları ileri sürülmektedir. Aşağı Mezopotamya’ya gelen Sümerler “site” denilen şehir devletleri kurmuşlardır. Ur, Uruk, Kiş, Lagaş,
bu şehir devletlerinin en önemlileri arasındadır. Krallıkla yönetilen Sümer kent devletlerinin başında rahip
kral denilen kişiler bulunurdu. Bu kişilere patesi veya ensi denirdi. Sümerlerin en önemli özelliklerinden biri
yazıyı icat etmeleridir. Yazı, kültür ve bilginin geniş alana yayılmasında etkili olmuştur.
Aşağıda verilen “Yazının Bulunuşu” adlı metni okuyarak altındaki soruları cevaplayınız.
4. Etkinlik: YAZININ BULUNUŞU
“Tarih çağları ne zaman başlamıştır? Bu çağların başlamasında etkili olan gelişme nedir?” sorularının
cevaplarını bulmak tarihçilerin önemli amaçları arasındadır. İnsanlar yazı icat edilmeden önce genellikle
bilgi ve düşüncelerini sözle birbirlerine aktarırlardı. İlk yazıyı, Sümerler MÖ 3200 yıllarında icat
etmişlerdir. Sümer rahipleri mal, eşya ve ürünün tapınaklara kimler tarafından getirildiğini tespit etmek
amacıyla işaret ve resimler kullanmışlardır. Zamanla bu işaret ve resimler yazıya dönüşmüştür. Kamış ve
kalemle yassı kil levhalara (tablet) yazılan işaretler çiviye benzediğinden bu yazıya çivi yazısı denilmiştir.
Fenikeliler ise MÖ 2000 yıllarında alfabeyi icat etmişlerdir. İnsanlar birikimlerini, düşüncelerini, yaşadıkları olayları yazı yoluyla gelecek nesillere aktarmışlardır. Bugün yazı ve alfabenin kullanıldığı alanları
saymakla bitiremeyiz. Yazı ve alfabe birçok devletin katkılarıyla gelişerek günümüze kadar gelmiştir.
1. Yazının icadı insanlık tarihinde nasıl bir değişim sağlamıştır?
2. Çivi yazısı ile günümüzde kullanılan yazı arasında nasıl bir farklılık vardır? İnsanlar bu değişime neden gereksinim duymuşlardır?
Sümerlerde kral ve rahipler en üst sınıfı oluştururdu. Halk ise hürler ve köleler olarak ikiye ayrılırdı.
Dünya tarihinde ilk defa kanun yapan ve bunu yazıya geçiren Sümerler olmuştur. Sümerler ticaret, evlenme,
boşanma, miras gibi konuları kanunlarla düzenlemişlerdir. Lagaş Kralı Urukagina MÖ 2375 yılında toplum
içinde güçsüzleri korumak ve özel mülkiyeti güvence altına almak için kanunlar çıkarmıştır.
Sümerlerde toprak tanrının malı kabul edilmiş ve rahiplerin gözetimi altında ekilmiştir. Sümerler, toprakların verimliliğini artırmak için bataklıkları kurutmuş, sulama kanalları açmışlardır.
Sümerlerde ahiret inancı yoktu. Çok tanrılı bir dini anlayışı
benimsemişlerdi. Yanda temsilî resmi görülen ziggurat denilen
tapınaklar yaptılar. Zigguratlar tahıl ambarı, soğuk hava deposu,
gözlemevi gibi işlevlerinin yanında ilk dönemlerde okul olarak
da kullanıldı. Bilim, sanat ve edebiyat alanında ilerleme gösteren
Sümerler mimaride sütun, kubbe ve kemer tarzını kullandılar.
Ayı 30, yılı 360 gün olarak hesaplayıp ay yılını esas alan takvimi
oluşturdular. Yüzey ve hacim ölçmenin formülünü bularak
daireyi 360 dereceye böldüler. Matematik ve astronomi gibi
2.5. Resim: Temsilî Ziggurat resmi (Bir dergi,
bilimlerde önemli gelişmeler gösterdiler.
Şubat, 2003.)
MÖ 4000
Yakın Doğu ve Afrika’da Tunç Çağı, Orta Asya’da
Anav Kültür Dönemi, Girit Adası ve Yunanistan’da
Cilalı Taş Devri başladı.
MÖ 3200
Mısır’da Firavunlar
Devri başladı.
MÖ 3000
Orta Asya’da Afanesyevo Kültür Dönemi,
Çin’de Beş İmparatorluklar Dönemi, Mısır’da
yazı kullanılmaya başladı.
59
Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
Sümerlerin edebi türde meydana getirdiği eserlerin başında destanlar yer alır. Bunlar içinde en ünlüsü,
Gılgamış Destanı’dır. Tufan ve Yaradılış, Sümerlere ait diğer destanlar arasında yer alır.
b. Akadlar (MÖ 2350-2100)
Akadlar, MÖ 4000’de Arabistan’dan gelerek Sümerlerin kuzeyinde Fırat Nehri boyunca yerleşip bin yıla
yakın bir zaman Sümerlerle beraber yaşadılar. Akadlar MÖ 2350’de Sargon’un önderliğinde başkenti Agade
olan bir devlet kurdular. Akad Krallığı, Mezopotamya’da kurulan ilk imparatorluktu. Akad Krallığı Elam, Anadolu, Suriye ve Yukarı Dicle bölgelerinin doğal zenginliklerini ele geçirdi. Sümer kültüründen etkilenen
Akadlar onlar gibi çok tanrılı bir dine inandılar. Kurdukları güçlü ordular ile Sümer kültürünü Ön Asya’ya
taşıdılar. Akadlar, MÖ 2100 yıllarında Sümer şehir devletlerinden Üçüncü Ur Sülalesi tarafından ortadan kaldırılmışlardır
c. Elamlılar (MÖ 3000-640)
İran’ın güneybatısında Sus kenti merkez olmak üzere kurulmuştur (MÖ 3000). İlk dönemlerde şehir devletleri şeklinde örgütlenmiş daha sonra bir krallık hâline gelmişlerdir. Madencilik, çömlek yapımı ve seramik
sanatında ileri olan Elamlılara Asurlular son vermiştir.
ç. Babilliler (Amurrular) (MÖ 2100-539)
Babil Devleti Sami ırkından gelen Amurrular tarafından MÖ 2100 yıllarında kurulmuştur. Devletin merkezi olan Babil kenti, asma bahçeleri ile tanınmıştır. Babilliler, I ve II. Babil Devleti olmak üzere iki kez devlet
kurmuşlardır. I. Babil Devleti’ne Hititler, II. Babil Devleti’ne ise Persler son vermiştir. Babil Devleti’nin en
tanınmış hükümdarı Hammurabi’dir. Bu devlet en parlak ve güçlü dönemini Kral Nabukadnezar devrinde
yaşamıştır.
Babil Kralı Hammurabi, rahiplerin egemenliğini sınırlayan ve toplumsal yaşayışı düzenleyen reformlar
yaparak teokratik devlet yapısını değiştirmiştir. Aynı zamanda MÖ 2500 yılında Sümer ve Akad kanunlarını
zamanın ihtiyaçlarına göre düzenleyerek aile, ekonomi, kişi hakları, ticaret ve miras gibi konuları kapsayan ilk
Anayasa olarak kabul edilen Hammurabi Kanunlarını yapmıştır.
Aşağıda verilen “Hammurabi Kanunları” adlı metni okuyarak altındaki soruları cevaplayınız.
5. Etkinlik: HAMMURABİ KANUNLARI
59. Bahçe sahibinin izni olmaksızın herhangi bir adam bir ağacı kesip bahçeye devirirse yarım mina
para öder.
122. Eğer bir kişi başkasına saklaması için gümüş, altın ya da başka bir şey verirse verdiği her şeyi birkaç şahide gösterilmelidir, bir sözleşme hazırlanmalıdır ve ondan sonra saklaması için teslim edilmelidir.
149. Eğer bir kadın kocasının evinde kalmak istemezse babasının evinden getirdiği çeyizi tazmin edilir
ve kadın gidebilir.
195. Eğer bir oğul babasına vurursa onun elleri balta ile kesilir.
196. Eğer bir adam başka bir adamın gözünü çıkarırsa onun gözü de çıkarılır.
215. Bir doktor operatör bıçağı ile derin bir yarık açarsa ve onu tedavi ederse ya da bir operatör bıçağı ile (gözün üstünde) bir tümörü açarsa ve gözü kurtarırsa on şikel alır. (1)
1. Bazı maddeleri verilen Hammurabi Kanunuları hakkında çıkarımlarınız neler olur?
2. Hammurabi Kanunlarındaki cezaların çok sert olmasının nedeni sizce neler olabilir?
MÖ 2500
Tarihin ilk yazılı destanı olan Gılgamış
Destanı yazıldı. Orta Asya’da at
evcilleştirildi. Keops Piramidi Mısır’da
inşa edildi.
MÖ 2000
Fenikeliler Lübnan’a yerleşti.
Avrupa’da Bakır Çağı başladı.
Hititler Anadolu’ya gelmeye başladı.
İtalikler İtalya’ya yerleşti.
_______________________
(1) Haklar ve Özgürlükler Antolojisi, s. 42, 44, 46, 51 ve 52.
60
MÖ 1700
Mısırlı matematikçiler basit kesirleri
geliştirdi. Orta Asya göçleri başladı.
Girit Medeniyeti
en parlak dönemini yaşadı.
2. Ünite
Dünyanın yedi harikasından biri olan Babilin Asma
Bahçeleri ile yedi katlı ve doksan metre yüksekliğinde olan
yanda temsilî resmi görülen Babil Kulesi Babillilerin en
ünlü sanat eserleri arasındadır.
d. Asurlular (MÖ 2000-609)
Sami kavimlerinden olan Asurlular, Yukarı Mezopotamya’nın Asur kentinde yaşadılar. MÖ 2000 yıllarında
başkenti Ninova olan bir krallık kurdular. Elam, Suriye,
Filistin ve Mısır’ı içine alan büyük bir imparatorluk hâline
geldiler. Asurlular en güçlü dönemlerini Asurbanipal zama2.6. Resim: Babil Kulesi’nin temsilî resmi (www.
nında yaşadılar. Babillilerin Medlerle birleşerek saldırmala- mail.baskent.edu.tr)
rı sonucu MÖ 609’da Asurlular Devleti yıkıldı.
Asurlular, kuzeybatı taraflarında bulunan Anadolu halkı ile ticaret yaptılar. Özellikle Kayseri yakınlarında
bulunan Kültepe (Karum-Kaniş) onların önemli bir ticaret kolonisi oldu. Bu ticari ilişkiler sonucunda Anadolu’da yaşayanlar ilk kez yazıyla tanıştılar.
Asurlular, önem verdikleri ticareti korumak için kanunlar çıkardılar. Kültepe’de bulunan Asur tabletlerinden birinde şöyle bir ifade bulunur: “Kaçak mallar yakalandı. Kaçakçıları hapse attık. Bütün ülkeye kaçakçılar
hakkında bilgiler verildi. Her tarafa askerler gönderildi. Dikkat, kaçakçılık yapmayın!”.(1)
Asurlular ülkede yazılmış tüm eserleri toplatıp büyük bir kütüphane oluşturarak insanlık tarihine önemli
bir hizmette bulundular. Bu dönemde Ninova’yı hem kültür hem de ticaret merkezi hâline getirdiler.
Bugün Adıyaman ilimiz sınırları içerisinde bulunan Nemrut heykellerinin Mezopotamya uygarlığına
ait hangi krallık zamanında ne amaçla yapıldığını araştırınız. Elde ettiğiniz bilgileri görsellerle destekleyerek sınıfta sununuz.
Bilgi Hazinesi
Mezopotamya uygarlığı, tarihî dönemlere en erken giren uygarlıktır. Bu uygarlık, Anadolu’yu sanat, hukuk, yazı ve ekonomik alanda etkilemiş, böylece iki uygarlık arasında hızlı bir kültür alışverişi yaşanmıştır.
Mezopotamya uygarlığına ait çok az sayıda sanat eserinin günümüze kadar gelmesinin nedeni kullanılan
malzemenin özelliğinden kaynaklanmaktadır. Bölgede taş az olduğundan eserler tuğla ve kerpiçten yapılmıştır. Yaşanan saldırı ve istilalar sonucu bu eserler tahrip olmuştur.
2. MISIR UYGARLIĞI
Mısır, Afrika kıtasının kuzey doğusunda yer alan, güneyi ve batısı çöllerle kaplı bir coğrafi yapıya sahiptir. Mısır medeniyeti, bu coğrafi bölgede Nil Deltası’nda ve çevresinde doğup gelişmiştir. İlk yerleşim dönemi
MÖ 4000 yıllarına kadar uzanan Mısır tarihi; eski, orta ve yeni uygarlık olmak üzere üç kısıma ayrılır. Eski
İmparatorluk döneminde Mısır’ın sembolü olan piramitler yapılmıştır. Orta İmparatorluk döneminde imar ve
sulama işlerine önem verilmiştir. Yeni İmparatorluk döneminde Suriye ve Filistin’i ele geçirmek isteyen
Firavun II. Ramses Hititlerle Kadeş Savaşı’nı yapmıştır. İstenilen sonucun alınamaması üzerine tarihte bilinen
ilk yazılı antlaşma olan Kadeş Antlaşması imzalanmıştır.
MÖ 1200 yılında Ege göçleri sonucunda zayıflayan Mısır İmparatorluğu, önce Asurlular ve Persler tarafından işgal edilmiştir. Daha sonra Makedonya kralı Büyük İskender’in egemenliğine giren imparatorluk,
MÖ 30 yılında Romalılar’ın Mısır’ı ele geçirmesiyle sona ermiştir.
Mısır medeniyeti, kendine özgüdür. Diğer medeniyetlerden fazla etkilenmez ama kendisi birçok medeniyeti etkiler. Mısır medeniyetinin çok fazla istila ve saldırılara uğramamasının en önemli sebebi, bulunduğu
coğrafi konum olarak dışarıdan gelecek saldırılara açık olmasıdır.
MÖ 1200
Anadolu’da Demir Çağı, Orta Asya’da
Karasuk Kültür Dönemi başladı.
Yemen’de Himyeri Devleti kuruldu.
_______________________
(1) www.dergiler.ankara.edu.tr Özetlenmiştir.
MÖ 1000
İtalya’da Demir Çağı,
İran’da Tunç Çağı başladı. Fenikeliler
Akdenizde yayılmaya başladı.
MÖ 900
Fenike Alfabesi kullanılmaya başladı.
İlyada ve Odesa Destanları Homeros
tarafından yazılı hâle getirildi.
61
Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
Ünlü tarihçi Herodotos, “Mısır, Nil Nehri’nin bir armağanıdır.” demiştir. Mısır, yandaki fotoğrafta görülen Nil Nehri’nin
akış yönüne göre Aşağı (Kuzey) ve Yukarı (Güney) Mısır olmak
üzere ikiye ayrılmıştır. Mısır Krallığı nom adı verilen kent devletlerinin birleşmesiyle oluşmuştur.
Herodotos’un, “Mısır, Nil Nehri’nin bir armağınıdır.”
sözünden neler anladığınızı söyleyiniz.
Firavun adı verilen Mısır Kralları “tanrının oğlu” olarak
nitelendirilmekteydi ve yetkileri sınırsızdı. Söyledikleri her söz
tanrı buyruğu sayılır, yasa olarak kabul edilirdi. Krallık babadan
2.6. Fotoğraf: Nil Nehri’nden bir görünüm
oğula geçerdi.
İlk Çağda Mısır’da bürokrasi oldukça gelişmişti. Firavunlara devlet yönetiminde yardımcı olan vezirler,
kâtipler ve memurlar vardı. Memurlar asillerden seçilirdi. Mısır’da halk rahipler, askerler, katipler, tüccarlar,
zanaatkârlar, çiftçiler, köleler olmak üzere sınıflara ayrılırdı. Bunların içinde firavunlar en üst sınıfı oluştururdu. Köleler ise en alt sınıfta yer alırdı. Hiçbir hakka ve hukuka sahip değillerdi.
Mısır ekonomisinin temelini tarım oluşturmuştur. Tarımı geliştirmek amacıyla bataklıklar kurutulmuş,
sulama kanalları açılmıştır. Ülkede hayvancılık, dokumacılık, maden ve seramik sanatı da büyük bir gelişme
göstermiştir. Çok tanrılı bir dine inanan Mısırlıların en önemli tanrısı Amon-Ra’dır. Amon-Ra’nın önemi şöyle
anlatılmıştır: “Göklerin ufuğunda tan ağartan ne kadar güzel ey canlı Ra, ey hayatın kılavuzu. Dünyayı gönlüne göre yarattın. Herkesi yerli yerine koydun. İhtiyacı olan şeyleri verdin herkese. Sen benim yüreğimdesin.
Gözlerin, güzelliğin üzerinde olduğu sürece insanlar senin sağladığın güçle yaşarlar. Ey Sen! Her zaman canlı
ve mükemmel olan sen!”(1) Mısırlılar hayatın ölümden sonra devam edeceğine inandıklarından cesedin çürümemesi için birtakım yöntemler geliştirmişlerdir. Bu yöntemlerden en etkilisi ölülerin mumyalanmasıdır.
Aşağıda verilen “Mumyalama Nasıl Başlamıştır?” adlı metni okuyarak altındaki soruları cevaplayınız.
6. Etkinlik: MUMYALAMA NASIL BAŞLAMIŞTIR?
Ölüm denilince ruhla bedenin birbirlerinden ayrılması akla gelir. Ama Mısırlılar gömme sırasında rahiplerin ruhu çağırdıklarına ve ruhun yeniden bedenle birleştiğine inanırlardı. Böyle bir birleşme olduğuna
göre ölünün korunması ve saklanması gerekliydi. Çeşitli ilaçlar ve metotlar kullanan Mısırlılar ölülerini
korumaya başladılar. Mısırlılar, ölülerini eve benzeyen mezarlara gömerlerdi. Ölünün sonsuza kadar yaşaması için gerekli yiyecek ve içecekleri de bu eve koyarlardı.
Ivar Lıssner (Ivar Lisner), Uygarlığın Doğuşu, s. 58.
(Özetlenmiştir.)
1. Yukarıda mumyalama ile ilgili bilgiler okudunuz. Bu bilgilere bakarak Mısır’da ahiret inancına ait neler söyleyebilirsiniz?
2. Mumyalama anlayışı Mısır’da hangi bilimin ilerlemesine etki etmiştir?
Mısırlılar, hiyeroglif adı verilen kendilerine özgü bir yazı oluşturmuşlardır. Bu yazı, anlatılmak istenen
nesnenin resmini çizmekle başlamıştır. Bilim ve sanatta ileri olan Mısır’da astronomi, matematik, tıp ve eczacılık oldukça gelişmiştir. Matematikte ondalık sayıyı bularak ilk kez dört işlemi yapmışlardır. Pi sayısını bugünkü değerine yakın olarak hesaplamalarıdır. Nil’in akış yönüne göre bir yılı dörder aylık üç bölüme (taşmaekme-biçme) ayırmışlar ve bir yılı 365 gün ve bir ayı da 30 gün olarak hesaplamışlardır. Böylece güneş yılına
dayalı takvimi icat etmişlerdir.
MÖ 800
Ganj Vadisi’nde şehir kültürü
yükseldi. Yunanistanlılar Fenike
Alfabesini kullanmaya başladı.
MÖ 700
Orta Asya’da Tagar Kültür Dönemi
başladı. İskitler Orta Asya’dan gelip Doğu
Avrupa’ya yerleşti.
_______________________
(1) Ivar Lisnner, Uygarlık Tarihi, s. 51. Özetlenmiştir.
62
MÖ 650-600
Yunan şehirlerinde “Tiran”lar ortaya
çıktı. Anadolu’da Lidyalılar tarafından
ilk madenî para basıldı.
2. Ünite
Eski imparatorluk döneminde kral mezarları olarak inşa edilen ve
inançlarına göre ölümden sonraki hayatın ihtiyaçlarını görecek şekilde
düzenlenen yandaki fotoğrafta görülen piramitler ve tapınakların yapımında mimarlık alanındaki yeteneklerini göstermişlerdir. Bu dönemde
yapılmış Keops Piramidi dünyanın yedi harikasından günümüze ulaşan
tek eserdir. Tapınak yapılarının başlıca örnekleri ise Karnak ve Luksor
tapınakları olmuştur.
Mısırlıların piramitleri nasıl yaptıkları ile ilgili araştırma yapınız. Araştırma sonuçlarını sınıfta arkadaşlarınza sununuz.
2.7. Fotoğraf: Mısır piramitlerinden
bir görünüm
3. İRAN UYGARLIĞI
Asurlulardan günümüze ulaşan belgelerde İran’daki Hint-Ari kökenli iki büyük topluluktan söz edilmektedir. Bunlar, Medler ve Perslerdir. MÖ 7. yüzyılın ortalarında İran’da bir devlet kuran Medler, Anadolu’da
Kızılırmak kıyılarına kadar olan yerlere egemen oldular. Med Krallığı’nın genişlemesi Persler tarafından durduruldu. Persler, II. Kiros’un yönetiminde Med Krallığı’na son verdiler (MÖ 550). Pers İmparatorluğu, Ön Asya
ticaretinin denetimini ele geçirerek ekonomik açıdan hızla güçlendi. Anadolu’nun tamamına sahip olan Persler
kısa sürede Balkanlara kadar ilerledi. Pers İmparatorluğu’na MÖ 330 yılında Büyük İskender son verdi.
Yandaki haritayı inceleyerek Pers uygarlığının
sınırlarının nerelere kadar
genişlediğini belirleyiniz.
Bu sınırlara ulaşılması
Perslerin hangi uygarlıklarla ilişki kurmasına neden olmuştur? Açıklayınız.
2.4. Harita: Pers İmparatorluğu, MÖ 486 (Tarih Atlası 1, s. 12.)
Pers İmparatorluğu mutlakiyetle yönetilirdi. Pers hükümdarlarının yetkileri sınırsız olup emir ve talimatları kanun niteliği taşırdı. Anadolu, Pers İmparatoru I. Darius zamanında imparatorluğun yönetim biçimine
uygun olarak “satraplık” adı verilen eyaletlere ayrılmıştı. Satraplıkta hükümdarın mülkü olarak görülen topraktan onu işleyen topluluklar yararlanırdı. Bunların başında kralın atadığı valiler bulunurdu.
Eyaletleri sürekli denetleyen yüksek rütbeli kişiler “kralın gözüydü.” Bu kişilere bugünkü karşılığı müfettişlik olan “şah gözü” veya “şah kulağı” denirdi. Satrapların maaşlarını ve eyaletlerin yönetim giderlerini karşılayan halk, aynı zamanda krala da haraç denilen bir vergi verirdi.
Pers krallarının, yönetimde satraplık sistemini uygulamalarının amaçları neler olabilir?
MÖ 551-450
Zerdüştlük İran’da resmi din oldu.
Orta Amerika’da hiyeroglif yazı
geliştirildi. Çin’de ilk kronolojik tarih
yazıldı. Perslerde parşömen kullanıldı.
MÖ 400-301
Büyük İskender Makedonya’da II. Phillip’in
yerine geçti. Pers İmparatorluğu Büyük
İskender karşısında yenilgiye uğradı.
İskenderiye şehri kuruldu.
MÖ 300-201
Roma ile Kartaca arasında Pön
Savaşları yapıldı. Rodos Heykeli’nin
inşası tamamlandı. Bergama’da
Parşömen yapımına başlandı.
63
Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
Persler çok düzenli ve gelişmiş bir orduya sahiptiler. Ordu, atlı ve yayalardan oluşurdu. Savaşlarda askerler demir pullardan yapılan zırhlar giyerdi.
Persler, Anadolu’ya yeni yollar yaparak ticari öneme sahip Kral Yolu’nu geliştirdiler. Ayrıca düzenli bir
haberleşme yani posta örgütü kurdular. Nehirleri, boğazları ve geçitleri aşmak için sağlam köprüler yaptılar.
Perslerin çok güzel evleri ve görkemli sarayları vardı. Sus ve Persepolis’te yapılan saraylar Pers mimarisinin en
güzel eserleridir. Anadolu’da Persler döneminde yapılan sanat eserleri arasında Bodrum’daki Mausoleum
(Mozole-Kral Mezarı) ve Manyas Gölü kıyısındaki Daskilyon (Ergili) bulunmaktadır.
Persler, Zerdüşt’ün öğretilerinden ortaya çıkan zerdüştlük dinini benimsemişlerdir. Bir bilgin olan
Zerdüşt’ün öğretileri ve düşünceleri daha sonra bir inanç ve din hâline gelmiştir. Bu dinde temel anlayış iyilikle kötülüğün mücadelesidir. İyiliği “Ahura Mazda”, karanlığı ve kötülüğü ise “Ehrimen” temsil etmiştir. Çok
tanrılı Zerdüşt dininin tapınaklarına “Ateşgede” denilmiştir.
Pers hükümdarları, Sümer kralları ve Mısır firavunlarının yetkileri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar nelerdir? Sınıfta tartışınız.
4. HİNT UYGARLIĞI
Hindistan, Asya Kıtası’nın güneyine Hint Okyanusu’na doğru uzanan büyük bir yarımadadır. Bu yarımada birçok nehir ve dağ kütleleriyle birbirinden ayrılan coğrafi bölgelerden oluşmuştur. Verimli topraklara sahip olan bölgenin en önemli akarsuları İndüs ve yandaki fotoğrafta
görülen Ganj nehirleridir. Bu iki nehir Hintliler tarafından kutsal kabul
edilmiştir. Zengin bir ülke olan Hindistan, tarih boyunca birçok kavim
tarafından istilaya uğramıştır. Önceleri küçük devletler hâlinde yönetilen Hindistan’da, MÖ 1500 yıllarında Hint-Avrupa topluluğu olarak da
bilinen “Ari”lerin “Kast Sistemi”ne dayalı bir devlet kurmasıyla siyasi ve
kültürel açıdan büyük bir değişim ortaya çıkmıştır. Buna rağmen
2.8. Fotoğraf: Ganj Nehri’nde dua eden
Hindistan’da güçlü bir devlet oluşturulamamıştır. Hindistan küçük
Hintliler
prensliklere ayrılarak racalar tarafından yönetilmiştir.
Kast Sistemi ve Özellikleri
Kast sistemi, babadan oğula geçen bir meslek gruplaşmasıdır. Bu sistem tarih boyunca Hint halkının
kaynaşmasını ve Hint milletinin oluşmasını engellemiştir. Millî birlik ve beraberlik sağlanamadığı için ülke sık
sık istila ve saldırılara uğramış, uzun süre sömürge altında kalmıştır. Kastlar arasında evlilikler ve geçişler
yasaklanmıştır. Her kastın kendine özgü özellikleri vardır. Kastın kurallarına uymayanlar kasttan çıkarılmıştır.
Kast sistemi brahman (din adamı), kşatriya (asker ve asiller), vaysiya (tüccar ve çiftçi), südra (zanaatkâr ve işçi)
denilen sınıflardan oluşmuştur. Bu sistemin dışında kalanlara parya (köle) denilmiştir.
Hindistan Yarımadasında çok sayıda toplum ve ırk olduğundan birçok dil, din ve kültür bir arada yaşamıştır. Hindistan’da en eski din, tabiat ve tabiat kuvvetlerine tapma esasına dayanan Veda dinidir. Bu din
Brahmanizm ve Hinduizm olarak da anılmaktadır. Budizm dini, kast sistemine tepki olarak doğmuştur.
Budizmin kurucusu Buda adlı düşünürdür. Budizm din olmaktan çok, felsefi bir düşüncedir. Ancak Budizm
Hindistan’da fazla yayılma imkânı bulamamıştır.
Hint toplum yapısını İlk Çağ toplum yapısından ayıran en önemli özellik nedir? Bu durumun Hint toplumuna olumsuz etkileri neler olmuştur?
5. ÇİN UYGARLIĞI
Çin uygarlığı dünyanın en eski uygarlıklarından biridir. Çin, Asya kıtasının güneydoğusunda yer alır ve
geniş topraklara sahiptir. Çin’in tarihi MÖ 2500 yıllarına kadar uzanır. Birçok uygarlıkla kültür alışverişinde
bulunan Çin uygarlığının meydana gelmesinde Türk, Moğol ve Tibet kültürlerinin de etkisi olmuştur. Çin
ülkesi genellikle hanedanlar tarafından yönetilmiştir. “Tanrının Oğlu” unvanını taşıyan imparatorlar kutsal
kabul edilmiştir. Ordu, yaya ve atlı askerlerden oluşmuştur. Çinliler atlı askerler konusunda Türklerden etkilenmişlerdir. Çin uygarlığında sınıf farklılığı ve bu sınıfların ayrı hukukları olmuştur.
64
2. Ünite
Verimli toprakları ve su kaynakları (Gök ve Sarı Irmak) çok olan
Çinlilerin en önemli geçim kaynakları arasında tarım ve ipek ticareti yer
almıştır. Çinli tüccarlar İpek Yolu aracılığıyla Çin’den Roma’ya kadar
olan bölgede ticari faaliyetlerde bulunmuşlardır.
Çinliler yazıyı Sang hanedanı zamanında kullanmaya başlamışlardır.
Bu yazı Çinlilerin resim yazısı olup günümüze kadar değişmeden gelmiştir. Çin uygarlığının fikir hayatında Konfiçyüs ve Lao Tse (Lao-çe)’nin
büyük bir yeri vardır. Daha sonra bu kişilerin düşünceleri din ve inanç
hâline gelmiştir. Lao Tse, Çin’deki Taoculuk felsefesinin kurucusudur.
Çin mimarisinde çok katlı kuleler, tapınaklar ve saraylar önemli bir
yer
tutar.
Yandaki fotoğrafta görülen “Çin Seddi” bu mimari eserler içe2.9. Fotoğraf: Çin Seddi
risinde en başta gelir. Yazı, edebiyat ve sanat alanında da önemli gelişmeler gösteren Çinliler kâğıt üretiminde, ipekçilikte ve çinicilikte ileri bir seviyedeydi.
Rasathane (gözlemevi) kuran Çinliler, gök cisimlerinin hareketlerini izlemişlerdir. Kâğıt, matbaa, pusula
ve barutu bulan Çinliler medeniyetin ilerlemesine katkıda bulunmuşlardır. Müslüman Türkler tarafından da
kullanılan bu teknik gelişmeler, Haçlı Seferlerinden sonra Avrupa’ya taşınmıştır. Barutun top, tüfek gibi ateşli
silahlarda kullanılması Orta Çağ Avrupasında egemen olan feodalite rejiminin yıkılıp merkezi krallıkların
kurulmasına yol açmıştır. Pusula, coğrafi keşiflerin yapılmasında, kâğıt ve matbaa ise Rönesans ve Reform
hareketlerinin yaşanmasında etkili olmuştur.
6. DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI
a. Fenikeliler
Fenikeliler, Lübnan kıyılarındaki yerli halk ile Samilerin karışmasından oluşan bir kavimdir. Lübnan Dağları ile Doğu Akdeniz kıyıları arasındaki bölgede
yaşamışlardır. Tarıma ve hayvancılığa elverişli olmayan bu dağlık bölgede deniz
ticaretine önem vermek zorunda kalmışlardır. Zamanla Akdeniz ticaretine egemen olan Fenikeliler bu kıyılarda Trablus, Sidon ve Sayda kentlerini kurmuşlardır. En önemli sömürgeleri ise Kartaca (Tunus) olmuştur.
Dünya birçok yeniliği Fenikelilerle tanımıştır. İlk camı onlar yapmıştır. Bugünkü modern alfabenin temelini yandaki fotoğrafta görülen alfabeyle Fenikeliler
2.10. Fotoğraf: Fenike alfaatmıştır. Denizde yıldızlara bakarak yönlerini tayin etmiş ve yeni ülkelere yelken
besi
açmışlardır.
Fenikeliler ticaret yaparken bir yandan da ülkeler arasında kültür alışverişini sağlamışlardır. Resim yazısı
Mısır’dan Fenike’ye, Fenike’den de Yunanistan’a geçerken değişikliğe uğramış, harflere dönüşmüştür. Harfler ve
rakamlar Fenikeliler için çok önemli olmuştur. Her Fenike gemisinde not alan, hesap tutan, okuryazar bir adam
mutlaka bulunmuştur. Fenike alfabesi, tüccarlar aracılığıyla Akdeniz’in her yerine yayılmıştır. Fenike alfabesinde
22 sessiz harf vardır ve sağdan sola doğru yazılmıştır.
Fenikeliler için ticaret her zaman kolay olmamış, tehlikelerle karşılaşmışlardır. Yandaki temsilî resimde de görüldüğü gibi denizaşırı ülkelerle
ticaret yapan denizciler zaman zaman gittikleri bölgede halkın saldırısına
uğramışlardır. Fenikeli denizciler bu saldırıları önlemek için bilmedikleri
kıyılara yaklaştıklarında buraya önce keşifçiler göndermişlerdir.
Düzenli bir orduları olmayan ve ordusunun büyük bir kısmı ücretli
askerlerden oluşan Fenikeliler kısa sürede gücünü kaybetmiş, MÖ VI. yüzyılda Pers istilasına uğramıştır. Büyük İskender tarafından yenilgiye uğratılan
2.7. Resim: Fenikelilerin ticari hayatını yansıtan temsilî resim
Fenikeliler MÖ 65 yılında Roma’nın Suriye eyaletine bağlanmışlardır.
(Bir dergi, Mart, 2001.)
Fenikelilerin ticari amaçla yaptıkları denizcilik faaliyetlerinin kültürel sonuçları olmuş mudur? Nasıl?
65
Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
b. İbraniler
İbrani kelimesi “ırmağı aşan” anlamına gelir. İbraniler,
Filistin’e yerleşmeleri ve İbrani Devleti’ni kurmaları ile ilgili bilgileri kutsal kitapları Tevrat’a dayandırır. İlk İbrani Devleti MÖ
1025’te Hz. Davut tarafından kuruldu. Devletin başkenti
Kudüs’tür. Hz. Musa’yı peygamber olarak tanıdıkları için
İbranilere Musevi de denir. İbrani Devleti, Kral Süleyman’ın
ölümünden sonra başkenti Samiriye olan İsrail Devleti ve başkenti Kudüs olan Yahudi Devleti olmak üzere ikiye ayrıldı. İsrail Devleti MÖ 722’de Asurlularca, Yahudi Devleti de MÖ
586’da Babil Devleti’nce yıkıldı. Babil Kralı Nabukadnezar,
Yahudileri Babil’e tutsak olarak götürdü. Yahudiler orada elli yıl
tutsak kaldıktan sonra Persler tarafından kurtarılarak yurtlarına geri dönebildiler. Perslerden sonra İskender ve Roma imparatorluklarının egemenliğine girdiler. Roma İmparatorluğu’na
2.11. Fotoğraf: Mescid-i Aksa, (Kudüs).
karşı ayaklanan Yahudiler, Romalılar tarafından dünyanın
çeşitli yerlerine sürüldüler. Tek tanrılı dine ilk inanan topluluk
olan İbranilerin en önemli sanat eserleri yukarıdaki fotoğrafta da gösterilen Kudüs’teki Mescid-i Aksa’dır.
Kudüs, hangi semavi dinler için kutsaldır? Neden? Arkadaşlarınızla bilgi alışverişinde bulununuz.
7. ORTA ASYA KÜLTÜR BÖLGELERİ
Türklerin ana yurdu olan Orta Asya’da yapılan arkeolojik kazılar sonucunda paleolitik döneme kadar
uzanan kültür katmanları tespit edilmiştir. Kurgan adı verilen mezarlardan tespit edilen buluntular sayesinde
MÖ 4000 yılından itibaren Orta Asya’da yaşayan kültürleri öğrenmek mümkün olmuştur. Anav, Afanasyevo,
Andronava, Karasuk ve Tagar önemli kültür merkezleri arasında yer almıştır.
Anav kültürü, Batı Türkistan’da Aşkabad yakınlarında yapılan kazılarda ortaya çıkarılmış en eski kültürdür. Türkler Anav kültürü döneminde hayvancılıkla ve tarımla uğraşmış, kerpiç evlerde oturmuşlardır. AltaySayan Dağlarının kuzeybatısında yaşayan Afanasyevo kültürü döneminde avcı ve savaşçı olan Türkler at ve
deve gibi hayvanları evcilleştirmiş, bakırdan savaş araçları ve süs eşyaları yapmışlardır. Andronava kültürü
Altaylardan Ural Dağları’na ve Hazar Denizi’nin kuzeydoğusuna kadar etkili olmuştur. Türkler, bu dönemde
tunç ve altın madenlerini işlemeyi öğrenmişlerdir. Karasuk kültürü, Yenisey Irmağı’nın kolu olan Karasuk
Nehri civarında, Tagar kültürü ise Abakan bölgesinde kurulmuştur.
İskitler (Sakalar)
Orta Asya’da Altay Dağlarının doğusunda göçebe olarak yaşayan İskitler, MÖ 7. yüzyılda değişik nedenlerden dolayı batıya göç
ederek Hazar Denizi’nin kuzeyindeki bölgeye, daha sonra da Karadeniz’in kuzeyinden Tuna Nehri’ne kadar uzanan alana yerleşmişlerdir. Gök Tanrı ve Şamanizm inançlarını benimsemişlerdir. Ahiret
inancına sahip olan İskitler, ölülerini değerli eşyalarıyla birlikte gömmüşlerdir. Eşyalarında hayvan üslubu sanatını kullanmışlardır. Bu
özelliklerinden dolayı ilk Türk topluluğu olarak bilinirler. İskitlerin
en önemli kahramanı Alp Er Tunga’dır. Onun mücadelesi birçok
sagu ve destana konu olmuştur. Alp Er Tunga ve Şu, İskitlerin önemli destanları arasında yer almıştır. İskitler, altın ve gümüş işçiliğinde
2.8. Resim: Temsilî İskit askerleri (www.
oldukça ileri bir seviyeye ulaşmışlar ve bozkırların kuyumcuları olamnsu.edu.tr)
rak da tanınmışlardır.
66
2. Ünite
Temel Kavramlar
l Anal
Ç. ANADOLU UYGARLIKLARI VE
BU UYGARLIKLARIN ÇEVRE KÜLTÜRLERLE
İLİŞKİLERİ (HATTİLER, HİTİTLER, İYONLAR,
URARTULAR, FRİGLER, LİDYALILAR)
l Demokrasi
l Kibele
l Kral Yolu
l Pankuş
Hazırlık Çalışmaları
1. Anadolu’ya neden medeniyetin beşiği denilmektedir?
2. Anadolu’da birçok uygarlığın kurulmasının nedenleri nelerdir?
Araştırınız.
3. Yanda verilen kavramlar size neleri çağrıştırmaktadır?
Aşağıdaki metni okuyarak altında verilen soruyu cevaplayınız.
Anadolu çoğu kez büyük bir açık hava müzesi olarak tanımlanır. Çünkü insanoğlu bu bereketli topraklarda yüz binlerce yıldır yaşamaktadır. Mağara ve kaya sığınakları gibi barınaklardan köy ve kent
büyüklüğündeki yerleşimlere geçiş süreleri kesintisiz bu coğrafyada yaşanmıştır. Krallıklara ve imparatorluklara yurt olmuş büyük devlet ve uygarlıklar bu topraklar üzerinde kurulmuştur. Anadolu toprakları
bugün için âdeta bir arkeoloji laboratuvarıdır.
Anadolu adı, Grekçe güneşin doğduğu yer anlamındaki Anatolia’dan gelmektedir. Anadolu’nun Türkiye adıyla anılmaya başlaması 1176 yılında Türklerin Bizans’a karşı kazandığı Mir yokefalon Savaşı’ndan
sonradır.
Anadolu, tarih boyunca pek çok uygarlığa yurt olmuştur. Anadolu uygarlıkları adıyla anılan bu uygarlıkların dünya uygarlık tarihinde önemli bir yeri vardır. Anadolu, Asya ile Avrupa kıtaları arasında uzanmış
bir köprü durumundadır. İklimin yaşamaya elverişli, topraklarının verimli, su kaynaklarının bol olması ile
önemli göç ve ticaret yolları üzerinde bulunması Anadolu’yu her zaman önemli kılmıştır.
Daha önceleri göçebe bir hayat tarzı olan Türklerin Anadolu’ya geldikten sonra yerleşik hayata
geçmelerinin nedenleri sizce nelerdir? Açıklayınız.
1. HATTİLER (MÖ 2500-1700)
Hattiler, Anadolu’nun ilk yerli halkıdır. Göçler sonucunda
Anadolu’ya geldikleri tahmin edilmektedir. MÖ 3000 ortalarından
itibaren küçük krallıklar ve beylikler hâlinde yaşamışlardır. Hatti
kültürüne ait en önemli eserler Çorum ili sınırları içindeki
Alacahöyük’te bulunmuştur. Kazılar sonucunda altın taç, kemer
tokaları, kolye, bilezik gibi yandaki fotoğrafta gösterilen süs eşyaları
ile çeşitle kaplar ortaya çıkarılmıştır. Yine Alacahöyük’te Hattilerin
dinî inanışlarını gösteren geyik ve boğa heykelcikleri de bulunmuştur. Yapılan araştırmalar sonucunda Hititlerin kültür ve inanç konusunda Hattilerden etkilendikleri ortaya çıkmıştır.
2.12. Fotoğraf: Hattilerden günümüze
kadar gelen bazı sanat eserleri
67
Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
2. HİTİTLER (MÖ 1700-700)
Son yapılan Hititoloji araştırmalarına göre Anadolu’ya MÖ 2000’li yılların başlarında doğudan geldikleri
saptanan Hititler, Orta Anadolu’da Kızılırmak çevresine yerleşmişlerdir. Burada bölgenin yerli halkı Hattilerle
kaynaşmışlar ve Hitit uygarlığını kurmuşlardır.
Hititler önceleri bağımsız, küçük krallıklar hâlinde yaşamış, daha sonra bu krallıkları birleştirmiş ve MÖ
1700’lerde Anadolu’da ilk siyasal birliği kurmuşlardır. Hitit Devleti’nin kurucusu Kral Labarna’dır. Labarna,
Hattuşaş (Boğazköy)’ı devletin başkenti yapmıştır.
Aşağıdaki haritayı inceleyerek Hititlerin sınırlarını nerelere kadar genişlettiklerini söyleyiniz.
2.5. Harita: Hitit Devleti, MÖ 1700-1200 (Tarih Atlası1, s. 9.)
Hititlerin siyasi tarihindeki en önemli olay Kuzey Suriye bölgesi için
Mısırlılarla yaptıkları savaşlar sonucunda MÖ 1280 yılında imzalanan
Kadeş Antlaşması’dır. Yandaki fotoğrafta bir tablet örneği gösterilen bu
antlaşma dünyanın bilinen ilk yazılı antlaşması olması bakımından
önemlidir.
Hititlerle Mısırlılar arasında yapılan Kadeş Antlaşması’nın yazılı
olmasının önemi nedir?
2.13. Fotoğraf : Kadeş Antlaşması’na
ait çivi yazılı bir tablet örneği
Hitit Devleti, MÖ 1200’lerde batıdan gelen Ege göçleri sonunda
yıkılmıştır. Ancak Hititler, yine küçük kent devletleri kurarak varlıklarını
sürdürmeyi başarmışlardır. Bu döneme Geç Hitit Kent Devletleri Çağı denir. Bu devletler MÖ 700 yılında
Asurlular tarafından yıkılmış ve Hititler daha sonra Perslerin hâkimiyetine girmişlerdir.
Hititlerde kral, hem başkomutan hem başrahip hem de başyargıç görevini yürütürdü. Kraldan sonra en
yetkili kişi kraliçe (Tavananna)ydi. Tavananna dinî törenlere başkanlık eder, kral bir sefere ve savaşa gittiğinde
yerine bakardı. Hititlerin ilk döneminde kralın yetkileri soylulardan oluşan Pankuş meclisi tarafından sınırlan68
2. Ünite
dırıldı. Daha sonra güçlenen kral, bu meclisin yetkilerini azalttı. Hititlerde halk; asiller, rahipler, sanatçılar,
askerler, memurlar ve köleler gibi sınıflara ayrılırdı. Hititlerde toprağın mülkiyeti krala aitti. Kral, toprakları
kendisine hizmet edenlere, yönetici ve halka işletmeleri amacıyla verirdi. Tarım, ticaret ve hayvancılık halkın
başlıca geçim kaynakları arasında yer alırdı.
Hititlerde eli silah tutan bütün erkekler askerlik yapmak zorundaydı. Savaş arabalarında biri sürücü, ikisi
okçu üç savaşçı bulunurdu. Askerler savaşta kama, ok, mızrak, kalkan, balta, topuz gibi aletler kullanırlardı.
Hititlerde hukuk özellikle aile hukuku önemli bir gelişme göstermiştir. Kölelere mülkiyet hakkı tanınması
açısından Mezopotamya hukukundan daha ileri bir seviyedeydi.
Aşağıda verilen “Hititlerde İnsan Hakları” adlı metni okuyarak altındaki soruyu cevaplayınız.
7. Etkinlik: HİTİTLERDE İNSAN HAKLARI
Hititler, insan yaşamına ve kişilik haklarına büyük önem verirdi. Onur kırıcı cezalar, Asur kanunlarında görülen acımasız yargılamalar Hititlerde görülmezdi. Krallık topraklarında herkes dininde ve dilinde
serbestti. Aşağılayıcı ve acımasız cezalar uygulamazlardı. İşkence tasvirlerine hiç rastlanmamıştır. Ölüm
cezaları, büyü yapanlarla krala karşı gelenlere verilirdi. Kralın ölüm cezasını kaldırma yetkisi vardı. Kölelerin bile hakları vardı. Özgür bir kadınla evlenebilirlerdi. Kölelerle evlenen kadınlar özgürlüklerini kaybetmezdi. Kraliçenin yetkileri de krala yakındı. Aile resmî sözleşme ile kurulurdu. Tek eşle evlilik yaygındı.
Kadın haklarına önem veren Hititler boşanma ve miras hakkını kadınlara da tanımışlardır. MÖ 1280 yılında imzalanan Kadeş Antlaşması metninde hem kralın hem de kraliçenin imzasına rastlanmıştır.
Ekrem Akurgal, Anadolu Kültür Tarihi, s. 115, 116.
(Düzenlenmiştir.)
Dönemin şartları gözönüne alındığında Hititlere ileri bir hukuk devleti diyebilir miyiz? Neden?
Çok tanrılı dini benimseyen Hititlerin yazdıkları tabletlerde uzun tanrı listelerine rastlanır. Bin tanrılı ülke
olarak da anılan Hititler işgal ettikleri ülkelerin tanrılarına da inanırlardı. Hititler
tanrıları adına şenlikler düzenleyerek kurban keserlerdi. Ayrıca ölülerini gömdükten sonra kestikleri kurban etinden yemek yaparak yerler, kurban olarak kestikleri
hayvanın kemiklerini mezarın üstüne sıralarlardı.
2.14. Fotoğraf: Güneş
kursu
Yanda fotoğrafta görülen güneş kursunu Mısırlılardan alarak yeni bir anlam yüklemişlerdir. Güneş kursu
“Ben Majeste Kral” anlamına geliyordu.(1) Hititlerde adalet güneşle sembolleşmiştir. Güneş tanrıçası aynı zamanda hak ve adaletin koruyucusudur. Hititlerde yandaki
fotoğrafta bir örneği gösterilen mimarlık ve heykelcilik
oldukça gelişmiştir. Hitit sanatından günümüze kadar
gelen eserler arasında Alacahöyük’deki Sfenksli Kapı,
2.15. Fotoğraf: Hititlerin
Güneş Kursu, Yazılıkaya ve İvriz kabartmaları bulunmakAna Tanrıçası
tadır.
Bilgi Hazinesi
Hititler, Asurlulardan aldıkları çivi yazısıyla beraber kendi icatları olan hiyeroglif yazısını da kullanmışlardır.
İlk objektif tarih yazıcılığı Hititlerde başlamıştır. Anallar denilen yıllıklar düzenleyen Hitit kralları bu
yıllıklara zaferlerinin yanında yenilgilerini ve günlük olayları da yazmışlardır. Çünkü Hititler öldükten sonra Tanrı’ya hesap vereceklerini düşünmüşlerdir. Hititler, Mezopotamya’dan aldıkları kanunlara eklemeler ve
düzeltmeler yapmış, Anadolu’da ilk yazılı kanunları oluşturmuşlardır.
_______________________
(1) Ekrem Akurgal, Anadolu Kültür Tarihi, s. 23. Özetlenmiştir.
69
Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
3. İYONYALILAR (MÖ 1200-700)
İzmir’e ve Büyük Menderes Nehri’nin Ege Denizi’ne döküldüğü bölgeye İyonya, burada yaşayanlara ise
İyonyalılar denir. Mora’yı istila eden Dorların önünden kaçan Akadlar tarafından kurulmuştur. Eski Çağ Anadolu uygarlıkları içinde sosyal yaşam düzeyi en yüksek ve en gelişmiş toplum İyonyalılardır. Verimli topraklar,
uygun iklim koşulları, deniz ticaretinin gelişmiş olması, düşünce özgürlüğüne verilen önem gibi etmenler
İyonyalıların gelişmesinde etkili olmuştur. Demokratik rejim ve hukuk devleti niteliklerini taşıyan ilk şehir devletleri burada ortaya çıkmıştır. “İlk Çağın Rönesans Dönemi” olarak adlandırılan İyonya kültürü, Avrupa kültürünün de özünü oluşturmuştur. Thales (Tales), Herodotos, Hipokrates (Hipokrat), Hythagoras (Pisagor) gibi
bilim insanları felsefe, tıp, tarih, astronomi, matematik vb. alanlarda önemli bilimsel çalışmalar yapmışlardır.
İyonyalılar daha çok deniz ticareti ile uğraşmışlar, Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında ticaret kolonileri kurmuşlardır. “İyon Düzeni” denilen bir mimarlık tekniği geliştirmişler; Efes, Milet, Foça, İzmir (Smyrna) gibi büyük
kentleri saraylar, tapınaklar, heykeller, tiyatro binaları ile güzelleştirmişlerdir. Fenikelilerden alfabeyi alan İyonyalılar, bunu yeniden düzenleyerek İyon alfabesi durumuna getirmişlerdir. Bu alfabe, bazı değişikliklerle
Yunanistanlılara geçmiş, daha sonra Romalılar tarafından yeniden düzenlenip geliştirilmiş, böylece bugün
bizim de kullandığımız Latin alfabesi ortaya çıkmıştır.
İyonyalılara sizce neden İlk Çağın Rönesansçıları denilmektedir?
Özgür düşünce ile bilimsel gelişmeler arasında nasıl bir ilişki vardır? Arkardaşlarınızla tartışınız.
Aşağıda yer alan “İyonya’da Bilim” başlıklı metni okuyarak altındaki soruları cevaplayınız.
8. Etkinlik: İYONYA’DA BİLİM
“İyonyalıların dünya tarihindeki önemleri, özgür düşünce ve özgür bilimsel araştırmaların ilk önce onların kurdukları kentlerde doğmuş olmasından ileri gelmektedir.
Özellikle Asya’nın Akdeniz’e açılan bir ticaret kapısı ve o çağın en
büyük sanayi merkezlerinden biri olan Miletos kenti… başta Thlaes olmak üzere Anaksimandros, Anaksimenes ve Herakleitos gibi
düşünür ve bilim insanlarına ev sahipliği yapmıştır. Bu düşünür
ve bilim insanları Mısır ve Mezopotamya’dan öğrendikleri bilgilere
dayanarak… felsefe, matematik, geometri ve astronomi gibi müsbet
ilimlerin temellerini atmışlardır.
Thales, Mısır’a ve Mezopotamya’ya gitmiş, Mısırlılardan geo2.16. Fotoğraf: Celcus Kütüphanesi’nden
metriyi Babillilerden ise astronomiyi öğrenmiş ve bu bilgileri Yubir görünüm (Efes, İzmir)
nan dünyasına kazandırmıştır. Gölgelerden hareketle yapıların
yüksekliğini ölçmüştür. Anaksimandros da Thales gibi dünya tarihinde ilk kez doğayı, metafizik, mistik ya
da mitolojik düşüncelere sapmadan, akılcı ve objektif bir yöntemle araştırmıştır. Anaksimenes fizik, astronomi ve jeoloji ile ilgili kuramlar geliştirmiştir.”
Recep Yıldırım, Uygarlık Tarihine Giriş, İlkçağ Tarihi ve Uygarlıkları, s. 148, 149.
(Özetlenmiştir.)
1. İyonya’da bilimin gelişmesinde rol oynayan etkenler nelerdir?
2. İyonyalı bilim insanları sizce neden Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarından etkilenmiş olabilir?
3. İyonyalı bilim insanlarının yapmış oldukları çalışmalarda doğayı akılcı ve objektif bir şekilde
değerlendirmelerinin nedenleri sizce neler olabilir?
70
2. Ünite
4. URARTULAR (MÖ 900–600)
Başkenti Tuşpa (Van) olan Urartu Devleti, MÖ 900’lerde Asya
kökenli Hurriler tarafından Van Gölü ve çevresinde kurulmuştur.
Urartular, özellikle Asurluların istila ve saldırılarına sıkça maruz
kalmıştır. Bu durum bölgenin büyük tahribatlara uğramasına yol
açmıştır.
Geniş yetkileri olan Urartu kralları da ülkeyi tanrı Haldi adına
yönetmişlerdir. Ülkeyi tanrı adına yönetmek üzere tanrı tarafından
görevlendirildiği kabul edilen, kendisinde güçler olduğuna inanı2. 17. Fotoğraf: Urartulardan günümüze
lan bu krallara tanrı kral adı verilmiştir. Urartular Anadolu’da ilk
kalan
Van Kalesi’nden bir görünüm
defa federal anlayışta bir devlet kurmuşlardır.
Urartular, madencilik ve maden işletmeciliğinde çok başarılı olmuşlardır. Tarıma önem veren Urartular
bu amaçla baraj ve sulama kanalları yapmışlardır.
Çok tanrılı bir inanışa sahip olan Urartuların en büyük tanrısı, Haldi (savaş tanrısı)’dir. Urartular, öldükten sonra yaşamın devam ettiğine inanmışlar, ölülerini yakarak ya da yakmadan oda şeklindeki mezarlara
gömmüşlerdir.
Urartulardan günümüze kalan pek çok tarihi eser bulunmaktadır. Van ili sınırları içinde bulunan yukarıdaki fotoğrafta gösterilen Van Kalesi ve Çavuştepe Kalesi ile Erzincan ilinde bulunan Altıntepe Kalesi bu
eserlerin başlıcalarıdır.
Yandaki haritayı inceleyerek Frigya, Lidya
ve Urartu Devletlerinin
kuruldukları yerlerde bugün hangi şehirlerimizin
bulunduğunu açıklayınız.
2.6. Harita: Frigya, Lidya ve Urartu Devletleri, MÖ 1200-546 (Tarih Atlası 1, s. 10.)
5. FRİGLER (MÖ 800–676)
MÖ VIII. yüzyılda Anadolu’ya gelen Frigler, Batı Anadolu’dan Kızılırmak’a kadar
uzanan bölgede başkent Gordion (Ankara-Polatlı) olmak üzere devlet kurdular. Kralları Midas döneminde bütün Orta ve Güneydoğu Anadolu’ya egemen oldular. Frigyalıların Anadolu’daki egemenliği Kafkaslar üzerinden gelen Kimmerlerin saldırısıyla
sona erdi (MÖ 676).
Krallıkla yönetilen Friglerde kralın yanında aristokrat (soylu) sınıfı da devlet yönetiminde etkiliydi.
Frigyalılar din ve inanışlarında Hititlerin etkisinde kaldılar. Yandaki fotoğrafta
gösterilen Doğa ve Bereket Tanrıçası Kybele (Kibele), Frigyalıların en önemli tanrıları
2.18. Fotoğraf: Doğa
arasında yer alırdı. Tarihçi Herodotos, Frigleri Anadolu’nun en zengin halkı olarak
ve bereket Tanrıçası Kibetanıtır. Frig kralları, tarım ve hayvancılığın gelişmesine önem verdiler, bunları koruyan bele
yasalar çıkardılar. Örneğin Friglerde saban kıran veya öküz öldüren kişilere ölüm cezası verilirdi. Dokumacılık alanında da ilerleme kaydetmiş olan Frigler halı ve kilimleriy71
Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
le tanınırdı. Maden işlemeciliğinde ileri bir seviyeye ulaşan Frigler, Anadolu’nun ilk kuyumcuları olarak bilinirdi.
Frig sanatının ve mimarisinin en önemlileri Ankara’nın Polatlı ilçesi yakınlarında bulunan Gordion ve Midas
şehirlerindeki kayalar içine oyulmuş sığınaklardır.
6. LİDYALILAR (MÖ 687–546)
Lidya, bugünkü Gediz ve Küçük Menderes ırmakları arasında kalan bölgeye İlk Çağda verilen addır. Bu topraklarda oturanlara Lidyalılar denilmiştir. Kimmerlerin Frigya Devleti’ni yıkmasından sonra Lidyalılar, kralları
Giges’in liderliğinde bu bölgede başkenti Sardes (Sard) olan bir devlet kurmuşlardır (MÖ 687). Krezüs’ün kral
olduğu yıllarda Lidyalılar en parlak dönemini yaşamıştır. Bu dönemde Batı Anadolu’nun tamamı Lidyalıların
eline geçmiş, Sardes bilim kültür merkezi hâline gelmiştir. Lidya Krallığı’na MÖ 546 yılında Pers Hükümdarı
Kyros (Kiros) tarafından son verilmiştir.
Tüccar bir toplum olan Lidyalılar ticaret sayesinde zenginleşmiş, rahat ve bolluk içinde yaşamışlardır. İlk
Çağın her açıdan en zengin devleti Lidya olmuştur. Lidyalılar değiş tokuş esasına dayanan ticareti kaldırarak
tarihte ilk kez madenî parayı kullanmışlardır. Altın ve gümüş karışımından yapılan bu paraya elektron adını vermişlerdir. Efes’ten başlayıp Sardes’ten geçerek Mezopotamya’ya ulaşan Kral Yolu’nu yapan Lidyalılar Mısır,
Mezopotamya ve Yunan kent devletleriyle yoğun ticari ilişkiler kurmuşlardır.
Lidyalıların parayı icat etmelerinin dünya uygarlığına ne gibi katkısı olmuştur?
Lidyalılar paralı askerlerden oluşan ordular kurmuşlardır. Sürekli olmayan ve gerektiğinde oluşturulan bu
ordunun askerleri de vatan sevgisiyle değil para için savaştıklarından Lidyalılar savaşlarda üstünlük sağlayamamışlardır. Bu yüzden Lidyalılar kısa sürede zayıflamış ve yıkılmışlardır.
Aşağıda verilen “Kanatlı At Uçup Giderken” adlı metni okuyarak altındaki soruyu cevaplayınız.
9. Etkinlik: KANATLI AT UÇUP GİDERKEN
Karun Hazinesi uzun süren uğraşlar sonucunda Türk hükümeti tarafından
Metropolitan Müzesinden alınarak Türkiye’ye getirilmiştir. Bu hazine son derece mükemmel işçilikli altın takılar, gümüş süs eşyası ile kap kacağın bulunduğu
363 parçadan oluşmaktadır. Bu eserler bir yıl süre ile Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilendikten sonra Uşak Müzesine getirilmiştir. Başta kanatlı At “Hipokampos” olmak üzere halk arasında Karun Hazinesi olarak bilinen Lidya dönemine ait bu eserler, Uşak yakınlarında Harta, Aktepe, İkiztepe ve Toptepe’deki
tümülüslerde yapılan kazılar sonucunda bulunmuştur.
www.akademikpersonel.kocaeli.edu.tr
(Düzenlenmiştir.)
Lidya uygarlığının ekonomi ve sanat anlayışı ile ilgili neler söylenebilir?
Bilgi Hazinesi
Paranın İcadı
Lidya’nın Eski Çağ insanını en etkileyen yönü altın zenginliğidir. Varlığı VII. yüzyılın başlarına doğru fark edilen bu zenginlik Sard kentinin içinden akıp Gediz Irmağı’na karışan Küçük Paktolos Çayı’nın
alüvyonlarından sağlanır. Efsanelere göre Paktolos bu özelliğini, dokunduğu her şey altın olan Frig Kralı
Midas’tan alır. Tanrıların lütfu olarak bu özelliğe kavuşan Midas sonuçta elini attığı ekmeğin bile altına
dönüştüğünü görerek açlıktan ölmemek için tanrılara yakarır. Bu özellikten kurtulmak ister. Dileği kabul
edilen krala Sardes’teki Paktolos Çayı’na gitmesi ve bu suyun kaynağında yıkanması söylenir. Midas da
söylenenlere aynen uyar ve altından arınır. Ancak bu özellik de Paktolos’a geçer. Daha sonra Lidyalılar çayın
kenarında bir atölye kurarak parayı icat eder.(1)
_______________________
(1) Veli Sevin, Anadolu Arkeolojisi, s. 274. Özetlenmiştir.
72
2. Ünite
Temel Kavramlar
l
l
l
l
l
l
l
l
Aristokrat
Dragon
Hellenistik Çağ
Klistenes
Knossos
Olimpiyat
Peloponnes
Solon
D. EGE VE ESKİ YUNAN UYGARLIĞI
Hazırlık Çalışmaları
1. Eski Yunan uygarlığında demokrasinin ilk uygulamalarına örnek
olarak neler gösterilmektedir? Araştırınız.
2. Yanda verilen kavramlar size neleri çağrıştırmaktadır?
Ege ve Yunan uygarlıklarını gösteren aşağıdaki haritayı inceleyiniz. Haritanın altındaki soruyu
cevaplayınız.
2.7. Harita: Ege ve Yunan Uygarlığı Haritası (Tarih Atlası 2, s. 10.)
Haritaya göre bu uygarlıkların gelişmesinde coğrafi konumun ne gibi etkileri olabilir? Açıklayınız.
Ege ve Yunan uygarlığı bugünkü Ege Denizi, Batı Anadolu Bölgesi, Mora Yarımadası, Yunanistan ve Girit
çevresinde kurulmuştur. Ege ve Eski Yunan uygarlıkları Girit, Miken ve Yunan uygarlığı olmak üzere üç dönemde ele alınmaktadır.
1. GİRİT UYGARLIĞI (MÖ 3500-1200)
Ege medeniyetlerinin en eskisi olan bu uygarlık Girit
Adası’nda kurulmuştur. Girit uygarlığı en parlak dönemini
MÖ 2400-1400 tarihleri arasında yaşamıştır. Yandaki resimde
gösterilen Knossos en önemli yerleşim yeridir. Bu uygarlığa
MÖ 1200 yıllarında Dorlar son vermiştir. Giritliler coğrafi
konum özelliğinden dolayı deniz ticaretine önem vermiş,
Yunanistan, Mısır ve Anadolu uygarlıklarıyla kültür alışverişinde bulunmuş ve ticari ilişkileri geliştirmişlerdir.
2.9. Resim: Knossos Sarayı (www.baskent.
edu.tr)
73
Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
2. MİKEN (AKA) UYGARLIĞI (MÖ 2000-1200)
Akalar MÖ 2000 yıllarında, Peleponnes (Mora) Yarımadası’na gelerek Miken şehrini kurup daha sonra
Mora’nın tamamına sahip oldular. Çanakkale Boğazı’na hâkim olmak için Truvalılarla savaşlar yaptılar.
Gösterişli kalelerde yaşayan kralların yanında soylulardan oluşan bir meclisleri vardı. Miken Şatosunda yer
alan altın maskeler, süs eşyaları ve silahların bulunduğu kuyu mezarları Miken’de sanatın ileri düzeyde olduğunu gösterir. Dorlar, MÖ 1200 yıllarında Akaların egemenliğine son verdi.
3. ESKİ YUNAN UYGARLIĞI (MÖ 1200-337)
Dorlar, Akaların egemenliğine son verip Yunanistan ve Ege adalarını ele geçirerek “polis” adı verilen şehir
devletleri kurdular. Bu devletler Perslerle uzun süren savaşlar yaparak Pers tehlikesini geçiştirdiler. Atina,
Isparta, Korint ve Tebai en önemli şehir devletleridir. Kent devletlerinin başında önceleri krallar bulunurdu.
Zamanla güçlenen soylular, kralları devirerek yönetimi ele geçirdi. Böylece Yunan şehir devletlerinde soylu
yönetimine dayalı aristokratik yönetimler kuruldu. Kolonicilik faaliyetleri ile zenginleşen tüccar ve zanaatkârlar
soylulardan bazı haklar talep ettiler. Bu kişilere köylüler ve yoksul halk da katıldı. Şehirlerde halk meclisleri
kuruldu. Isparta ve Atina şehir devletleri birbirleri ile savaştılar. “Peloponnes Savaşları” olarak bilinen bu savaşlarda Ispartalılar üstün çıktı. Bu durum İskender’in Yunanistan’ı ele geçirmesine kadar devam etti.
Aşağıda verilen “Dünyada İlk Demokrasi Hareketleri” adlı metni okuyarak altındaki soruları cevaplayınız.
10. Etkinlik: DÜNYADA İLK DEMOKRASİ HAREKETLERİ
Yunanistan’da halk; soylular, tüccarlar, köylüler ve köleler olmak üzere sınıflara ayrılmıştır. Kalabalık
bir sınıfı oluşturan kölelerin hiçbir hakkı yoktur. Yunanistan’da kanunlar soyluların haklarını korumak ve
geliştirmek için hazırlanmıştır. Sınıflar arası mücadeleden dolayı sosyal yaşama yönelik birtakım hukuki
düzenleme yapılmıştır. Dragon, Solon ve Kleistenes (Klistenes) kanunlar getirmiş ve arhon (yönetici) seçilen
Dragon, soyluların keyf î yönetimini orta sınıf lehine düzenlemiştir. Solon, köylünün borçlarını ortadan kaldırmış, borçlarını ödeyemedikleri için köleleştirilenleri hürriyetlerine kavuşturmuştur. Dörtyüzler ve halk
meclisi adında iki meclis kurmuştur. Kleistenes ise seçim sistemi ve idari yapı üzerinde yenilikler yapmış,
halk meclisinin önemli bir kurum hâline gelmesini sağlayarak sınıf farkını ortadan kaldırmıştır.
1. Yunanistan’da sınıflar arasındaki mücadelelere son vermek amacıyla neler yapılmıştır?
2. Bu düzenlemelerin demokrasiye katkıları neler olabilir?
Yunanistan’da tarıma elverişli toprakların azlığı, halkı koloni hareketine yöneltmiştir. Koloni, ana yurdun
dışında yerleşim yeri kurmak ve ticaret yapmak amacıyla oluşturulan merkezler anlamına gelmektedir. Bunlar
ana yurda bağlı olmayıp, siyasal ve ekonomik yönden bağımsızdılar. Yunanlar, kolonilerini ikinci yurtları saymışlardır. Çok tanrılı dine inanan Yunanlar, tanrılarını insan biçiminde düşünmüş ancak ölümsüz olduklarına
inanmışlardır. Tanrıların sevgisini kazanmak ya da öfkelerinden korunmak için spor, müzik ve şiir yarışmaları düzenlemişlerdir. Günümüzde de süren olimpiyatların ilki MÖ 776’da tanrı Zeus adına yapılmıştır. Dört
yılda bir yapılan olimpiyatlar, Yunanistan’da siyasi ve kültürel birliğin sağlanmasında etkili olmuştur.
Yunan uygarlığında tarih, edebiyat, tıp, geometri, felsefe ve astronomi gibi bilimler gelişmiştir. Bu dönemde yaşayan bilim insanları arasında Sokrates (Sokrat), Platon (Eflatun), Herodotos, Thukydides, Homeros,
Aristoteles (Aristo) yer almıştır. Eski Yunan uygarlığının manevi birliğinin kurulmasında ve asırlar boyu yaşatılmasında Homeros’un yazdığı İlyada ve Odeisse destanının büyük etkisi olmuştur. Mimari alanda önemli
eserler veren Eski Yunan uygarlığı, Fenike alfabesini kullanmış ve geliştirmiştir.
74
2. Ünite
4. İSKENDER İMPARATORLUĞU (MÖ 336-323)
Makedonya kralı II. Philip, Balkanların büyük bir kısmı ile Yunanistan’ı egemenliği altına alarak “Helen Birliği”ni kurdu. Amacı Asya’yı fethetmekti. MÖ 336
yılında ölünce yerine yandaki fotoğrafta heykeli gösterilen oğlu Büyük İskender
geçti. Filozof Aristo’nun öğrencisi olan Büyük İskender’in en büyük amacı bir dünya devleti kurmak, Doğu ile Batı medeniyetini bir potada eritmekti. İskender bu
amaçla Büyük Asya Seferi’ne çıktı. Persleri Granikos (Çanakkale-Biga), Issos
(Hatay-Dörtyol) ve Gavgamela (Suriye) savaşlarında yenerek bu devletin varlığına
son verdi. Anadolu ve İran’ı ele geçiren İskender daha sonra Hindistan’a yöneldi.
Ancak ordusunun yorulması üzerine geri döndü. İskender’in MÖ 323’te Babil’de
ölümüyle imparatorluk komutanlar arasında paylaşıldı. Mısır’da Ptomler krallığı,
Anadolu’da Selevkos Krallığı, Makedonya’da Antigonitler Krallığı kuruldu.
2.19. Fotoğraf : Büyük
Anadolu’da Selevkos Krallığı’nın kurucusu general Selevkos’un ölümünden sonra İskender’in büstü
krallık dağıldı ve Anadolu’da yeni krallıklar kuruldu. Bunlar Pontus, Bergama,
Kapadokya ve Bitinya Krallığı’dır. Büyük İskender’in başlattığı, Eski Yunan uygarlığı ile Doğu uygarlığının
karışmasıyla ortaya çıkan ve 300 yıl süren (MÖ 330-30) uygarlığa “Helenistik Dönem Uygarlığı” adı verilmiştir.
Helenistik Dönemde İskenderiye, Antakya ve Bergama gibi önemli kültür ve sanat merkezleri ortaya çıkmıştır. İskenderiye’de bir akademi kurulmuş; matematik, tıp, doğa, gök bilimi, edebiyat ve kütüphanecilik
alanlarında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu Dönemde, Eski Yunan ve Doğu uygarlıklarının sentezinden oluşan bir sanat anlayışı gelişmiştir. Helenistik Çağ Sanatı denilen bu sanat anlayışının başlıca örnekleri dünyanın
yedi harikasından üçü olan Mısır’daki İskenderiye Feneri, güneş tanrısı adına dikilen Rodos Heykeli ve Zeus
Heykelidir. Sinoplu Diyojen ve Arşimet bu dönemde yetişen önemli bilim insanlarındandır.
Büyük İskender’in ölümünden sonra Anadolu’da kurulan
Bergama Krallığı zamanında, parşömen denilen kağıt icat edilmiştir.
Bergama kralı Eumenes, 200 bin ciltlik kitaptan oluşan bir kütüphane kurmuştur. Bergama’da kurulan yanda temsilî resmi gösterilen
Asklepion Sağlık Merkezi, o dönemde dünyanın en önde gelen sağ2.10. Resim: Asklepion Sağlık Merkezi’nin
lık merkezleri arasında yer almıştır.
temsilî resmi
Aşağıda verilen “Parşömenin Hikâyesi” adlı metni okuyarak altındaki soruları cevaplayınız.
11. Etkinlik: PARŞÖMENİN HİKÂYESİ
Yaygın bir efsaneye göre Mısır Kralı, Bergama Kütüphanesindeki kitap sayısının İskenderiye Kütüphanesindeki kitap sayısını geçmemesi için Anadolu’ya papirüs ihracını yasaklamıştır. Kâğıtsız kalan Bergama’nın
Kralı yeni bir kâğıt icat edecek olana büyük ödüller vereceğini açıklamıştır. O zamanki kütüphane müdürü
oğlak derilerini işleyerek yazılabilecek hâle getirmiş ve bunu krala sunmuştur. Parşömen MÖ II. yüzyıldan
başlayarak Bergama’dan bütün dünyaya yayılmıştır. Parşömenin, gerektiği gibi işlendiğinde her iki yüzüne
de yazılabilmesi, yırtılmaması, yanmaması, olağanüstü dayanıklılığı, hat ve tezhip sanatına uygunluğu,
üstündeki yazıların okunmasının gözü yormaması, hayvanların yaşadığı her yerde üretilebilmesi gibi birçok özelliği vardır.
Parşömenin papirüsten farklı olarak çok ince olması ve kuruduğu zaman kıvrılması sebebiyle kenarlarına tahta çakılmış, böylece codex (kodeks) denilen ilk kitabın oluşması sağlanmıştır.
www.bergama.bel.tr
(Özetlenmiştir.)
1. Anadolu’ya Papirüs ihracının yasaklanması ne gibi sonuçlar ortaya çıkarmıştır?
2. Parşömen’in toplumsal gelişmeye ve bilginin yayılmasına ne gibi etkileri olmuştur? Açıklayınız.
75
Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
Temel Kavramlar
l
l
l
l
l
l
l
l
Ayasofya
Kuria
Lejyon
Milano Fermanı
Patriciler
Plepler
Senato
12 Levha Kanunları
E. ROMA UYGARLIĞI
Hazırlık Çalışmaları
1. Roma uygarlığının, insanlığın ortak mirasına yapmış olduğu katkılar hakkında araştırma yapınız.
2. Yanda verilen kavramlar size neleri çağrıştırmaktadır?
Aşağıdaki haritayı inceleyerek altında verilen soruları cevaplayınız.
2.8. Harita: Batı ve Doğu Roma İmparatorluğu, MS 395 (Tarih Atlası 1, s. 6.)
1. Roma uygarlığının coğrafi konumu hakkında neler söyleyebilirsiniz?
2. Roma uygarlığının sınırlarının hangi kıtaları kapsadığını söyleyiniz.
MÖ 3000 yıllarının sonlarına doğru İtalya’ya, Avrupa’dan çeşitli kavimler gelmiştir. İtalya’ya ilk göç eden
kavmin İtalikler olduğu tahmin edilmektedir. Daha sonra MÖ 1000 yıllarında deniz yoluyla İtalya’ya gelen
Etrüksler bölgenin batı kıyılarına yerleşmişlerdir. Etrüskler, İtalya’ya şehir kültürünü getirmişlerdir.
Uygarlığa adını veren Roma şehri MÖ 753 yılında Romulus tarafından kurulmuştur. MÖ 1. yüzyılda
Roma İmparotorluğu’nun sınırları batıda Atlas Okyanusu kıyılarına, doğuda Fırat Irmağı’na kadar genişlemiştir.
Roma’nın siyasi tarihi krallık, cumhuriyet ve imparatorluk dönemi olarak üç bölüme ayrılır.
Roma, önceleri krallıkla yönetilmekteydi. Krallar, halk meclisi tarafından seçilirdi. Halk meclisi (kuria)
kanunların hazırlandığı, önemli işlerin görüşüldüğü bir meclisti. Halk meclisinde oylar, fert olarak değil topluluk oyu olarak verilirdi. Ayrıca danışma meclisi olarak ihtiyarlar meclisi (senatus) vardı. Kral, senatoya karşı
sorumlu idi. Cumhuriyet döneminde yönetim yetkileri, bir yıllığına seçilen konsüllere verildi. Konsüller birbirlerine ve senato adı verilen meclise karşı sorumlu idiler.
MÖ 200-100
Orta Amerika’da Maya kültürü ortaya
çıktı. Roma İmp. Akdeniz’e kadar
genişledi. Roma’da ilk kez su saati
kullanıldı.
76
MS 1-100
Romalılar Yahudileri Filistin’den sürdü.
Roma’da Dünya’nın en büyük antik anfi tiyatrosu olan Collosseum’un yapımı tamamlandı.
101-200
Çin’de kağıt yapımı başladı.
2. Ünite
MÖ 44 yılında Sezar’ın öldürülmesi ile ülkede iç karışıklıklar başladı. Oktavianus (Aktavnus)’un iktidarı
ele geçirmesi ile cumhuriyet dönemi sona erdi, imparatorluk dönemi başladı. Roma İmparatorluğu’nda halk
patriciler ve plepler diye ikiye ayrılırdı. Patriciler sınıfını oluşturan kişiler tam vatandaş statüsüne sahipti.
Bunların ticaret, mülkiyet ve oy kullanma hakları vardı. Küçük çiftçilerle zanaatkâr ve tüccarlardan meydana
gelen pleplerin siyasi hakları yoktu. Roma’da en kalabalık sınıfı köleler oluştururdu. Bu kişiler en ağır işlerde
çalıştırılırdı. Romalıların en eski kanunları, Plep-Patrici mücadeleleri sonucunda oluşturulan bir komisyon
tarafından hazırlanan 12 Levha kanunlarıdır. Miras, borç, aile ve ceza gibi konuları kapsayan bu kanunlarla
Plepler birtakım haklar (memur ve asker olabilme vb.) kazandılar. 12 Levha kanunları Roma hukukunun temelini oluşturmuştur. Roma hukuku daha sonra bütün Avrupa hukukunu da etkilemiştir.
Akdeniz havzasının tamamına sahip olan Romalılar çok düzenli bir
kara ordusu ve donanma kurmuşlardı. Roma ordusunda yandaki fotoğrafta
gösterilen lejyon denilen paralı askerler de bulunurdu. Deniz ticareti ile
uğraşan Romalılar önemli koloniler kurmuşlardı. Fenikelilerle Kartaca
(Tunus) bölgesi için Pön Savaşlarını yapmış ve sonuçta Kartaca’yı ele geçirerek kolonileri hâline getirmişlerdi. Anadolu’ya da hâkim olan Romalılar,
Anadolu’yu bir tahıl ambarı olarak görmüş, her türlü ihtiyaçlarını buradan
karşılaşmışlardı. Ayrıca Romalılar ticareti geliştirmek için Anadolu’da
önemli yollar da yapmışlardı.
Önceleri çok tanrılı bir din anlayışına sahip olan Romalılar, 313 Milano
Fermanı’yla Hristiyanlık dinini kabul etmişlerdi. Roma sanatı, büyük ölçüde
Yunan ve Helenistlik sanatının etkisiyle başlamış ve gelişmişti. Romalılar en
çok mimari sanatında gelişmişler; tapınak, sunak, hamam, tiyatro, saray ve
su kemerleri yapmışlardır. Roma mimarisinde kemer ve kubbe önemli bir
yer tutar. Romalılar döneminde Bergama, Efes, Antakya, Perge, Aspendos
ve İskenderiye önemli kültür merkezleri hâline gelmişti.
2.20. Fotoğraf: Roma askerlerini yansıtan bir görsel
Hunların yol açtığı Kavimler Göçü (375) sırasında Roma İmparatorluğu kendi sınırlarını koruyacak
durumda değildir. İmparatorluk, 395 yılında Batı ve Doğu Roma olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Batı Roma’nın
başkenti Roma, Doğu Roma’nın başkenti ise Bizans olmuştur. Batı Roma İmparatorluğu, 476 yılında Kavimler
Göçü sonucunda yıkılmıştır. Doğu Roma İmparatorluğu ise Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesiyle
sona ermiştir (1453).
Aşağıda verilen “Roma ve Bizans Kültürü” adlı metni okuyarak altındaki soruyu cevaplayınız.
12. Etkinlik: ROMA VE BİZANS KÜLTÜRÜ
Romalılar, başta mimarlık olmak üzere güzel
sanatların her dalında gelişme göstermişlerdir.
Mimarlık, heykel ve resim alanında Yunanları kendilerine örnek almış, onlardan daha büyük ve gösterişli
saraylar, tapınaklar ve anıtlar yapmışlardır. Tiyatro
yapıları Roma mimarisinin en önemli yapıtları arasında yer alır. Bu tiyatrolar, Yunan tiyatroları gibi
sahne binası, yarım daire şeklinde meydan ve oturma
kademelerinden oluşmaktaydı. Ama sahne binası çok
2.21. Fotoğraf: Aspendos Tiyatrosu (Antalya)
gelişmiş olup oturma basamakları ile birleştirilerek
mimari bir bütünlük sağlanmıştır. Bu tiyatroların en
iyi örneği, Antalya yakınlarındaki Aspendos Tiyatrosu’dur.
77
Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
Roma mimarisinin en önemli yapı tiplerinden biri de hamamlardır. Bu hamamlarda
bazı bölümler alttan ve duvardan ısıtılarak
sıcak mekanlar elde edilmişti. Soyunma yerleri,
soğuk, ılık ve sıcak mekânlar hamamın en
önemli bölümlerini oluşturuyordu. Hamamlar;
imparatorluk döneminde kitaplıklar, konferans
salonları, havuzlar, spor salonları ile birleştirilerek görkemli yapılar hâline getirilmiştir.
Anadolu’da Miletos, Ankara’da Ephesos ve
2.22. Fotoğraf: Roma Hamamı’ndan bir görünüm (Ankara)
Perge’deki hamamlar Roma hamam mimarisinin en önemli örneklerdir. Şehirlere ve hamamlara su, kaynaktan su köprüleri ile sağlanırdı. Antalya’daki
Aspendos su kemerleri günümüze kalan en iyi örneklerdir. İmparator Valens zamanında yapılmış olan
İstanbul’daki Bozdoğan Kemeri de bu tip yapıların geç örneklerinden biridir.
Roma mimarisi hakkında en iyi fikir veren evler, Pompei ve Herkulaneum’dakilerdir. Bu evlerin esasını atrium denilen üzeri örtülü, tavanının ortasında bir delik ve tam altında havuz bulunan bir mekân
oluşturmaktadır. Bunun çevresinde ise dükkânlar, yemek ve yatak odaları ile bahçe yer almaktaydı. Bu tip
evlerin yanı sıra sütunlu avlulu Yunan tipi evler ile apartman tipinde çok katlı evler de yapılmıştır. Evlerden
başka, zengin kişilerin villaları ve imparator sarayları da Roma uygarlığının zenginliğini ve görkemini gösteren yapılardır. Roma kentinin en önemli ögelerinden biri de her iki yanında dükkânlar bulunan direkli
caddelerdir. Bu caddeleri ya da meydanları süsleyen taklar ise heykel taşıyıcı olup üzeri tonoz kemerle
örtülü bir ya da üç gözlü geçitlere sahiptir.
www.İstanbul.edu.tr
(Düzenlenmiştir.)
Ekinlikteki görselleri ve metni dikkate aldığınızda Roma ve Bizans imparatorluğunun sanat ve
estetik anlayışı hakkında neler söyleyebilirsiniz?
BİZANS (DOĞU ROMA) İMPARATORLUĞU (395–1453)
Doğu Roma İmparatorluğu, başkentinin Bizans olması nedeniyle Bizans İmparatorluğu adıyla anılır. Bu imparatorluğun toprakları üzerinde yaşayanlar, Latin kültüründen çok eski olan Yunan ve Helenizm kültürüyle yoğrulmuş ve Hristiyanlığın Ortodoks mezhebini kabul etmişlerdir. On iki kral soyunun egemen olduğu Bizans, en
parlak dönemini Justinianos (Jüstinyen) zamanında yaşamıştır (522–565). XI. yüzyıla kadar gelişmesini sürdüren
Bizans, 1071 yılında Büyük Selçuklu Devleti ile Malazgirt Savaşı’nı, Anadolu Selçuklu Devleti ile Miryokefalon
Savaşı’nı yapmıştır. Bizanslılar her iki savaşta da yenilince Anadolu’nun hâkimiyetini Türklere bırakmak zorunda
kalmışlardır. Zamanla zayıflayan Doğu Roma İmparatorluğu’na 1453 yılında İstanbul’u fetheden Fatih Sultan
Mehmet son vermiştir.
İstanbul, Bizans döneminde dünyanın en önemli kültür ve sanat merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Bizanslılar İstanbul’da çok sayıda eser yapmıştır. Ayasofya Bizanslılar döneminde yapılmış en önemli eserlerden biridir.
Aya İrini ve Hora Kiliseleri, Yerebatan Sarnıcı, Binbir Direk Sarnıcı, İstanbul Surları ve Su Kemerleri diğer sanat
eserleri arasındadır.
78
2. Ünite
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
A. Aşağıdaki cümlelerde noktalı yerlere tabloda verilen kelime ve kelime gruplarından uygun olanı
yazarak cümleleri tamamlayınız.
Yeni Taş
takas
Sümerler
Helenizm
Mezopotamya
Yeni Taş
satraplık
Kadeş
Polis
Lidyalılar
Roma
Urartu
koloni
Fenikeliler
Mısır
1. İnsanlar ............................... devrinde yerleşik hayata geçerek tarımla uğraşmaya başladılar.
2. Fırat ve Dicle arasında kalan bölgeye tarihte .......................................................denir.
3. Mısırlılar ile Hititler arasında MÖ 1280 yılında ........................................................ antlaşması imzalandı.
4. Bir devletin siyasi, askerî ve sosyoekonomik nedenlerin etkisiyle sınırları dışında ele geçirip yönettiği
topraklara ............................... denir.
5. 12 Levha Kanunları .............................................................. İmparatorluğu döneminde çıkarıldı.
6. Parayı icat eden ve kullanan ilk uygarlık ................................. dır. Böylece ticarette ....................................
usulü sona erdi.
7. Büyük İskender’in Asya Seferi sonucunda Batı ve Doğu uygarlıklarının sentezinden ortaya çıkan uygarlığa ......................................... denir.
8. Persler Anadolu’yu ......................................... denilen eyaletlere ayırarak yönetmişlerdir.
9. İlk alfabeyi ..........................................., ilk yazıyı ........................................ bulmuştur.
B. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanların başına “D”, yanlış olanların başına “Y” harfi yazınız.
(....) Anadolu’da ilk tarımsal faaliyetler Çayönü’nde, ilk şehir yerleşmesi Çatalhöyük’te başlamıştır.
(....) Uygarlıkların oluşumunda coğrafi, siyasi ve ekonomik faktörler etkilidir.
(....) Hint Uygarlığı içerisinde yer alan Persler, Zerdüştlük dinini benimsemişlerdir.
(....) Romalılar başlangıçta karşı çıktıkları Hristiyanlık dinini MÖ 313’te Milano Fermanı ile kabul etmişlerdir.
(....) Mısır medeniyeti coğrafi özellikleri nedeniyle istila ve göç hareketlerinden çok fazla etkilenmemiştir.
(....) İyonyalılarda güçlü bir merkeziyetçi yönetim vardı.
(....) Ahiret inancına sahip olan Urartular mezarlarını ev ve oda şeklinde yapmışlardır.
(....) Friglerde kralın yetkileri pankuş denilen meclis tarafından kısıtlanmıştır.
(....) Urartular, anal denilen tarih yıllıklarını tutarak olayları objektif bir şekilde yazmışlardır.
C. Aşağıdaki şehirlerin numaralarını ait olduğu devletlerin adının yanındaki parantezin içine yazarak şehirlerle devletleri eşleştiriniz.
1. Tuşpa
( ) Hititler
2. Sard
( ) Urartular
3. Ninova
( ) Frigler
4. Milet
( ) İyonyalılar
5. Hattuşaş
( ) Lidyalılar
6. Gordion
( ) Asurlular
( ) Romalılar
79
Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
Ç. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
I. Tanrılara hesap verme düşüncesiyle yıllıkların hazırlanması
II. Kralın yetkilerini kısıtlayan pankuş meclisinin açılması
III. Kölelerin bedel ödeyerek özgürlüklerine kavuşması
Yukarıdaki gelişmelerden hangisi ya da hangileri Hitit Uygarlığında yaşanmıştır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
1.
2. İlk Çağ uygarlıklarında
I. Kolonicilik hareketlerinin başlaması
II. Zigguratların yapılması
III. Ölülerin mumyalanması
gelişmelerinden hangisi ya da hangileri dinsel inanışların insan faaliyetlerini etkilediğini gösterir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) II ve III
E) I ve II
3. İlk Çağ uygarlıklarından Mısır’ın Nil Nehri ve çevresinde, Mezopotamya’nın Dicle ve Fırat nehirleri arasında, Hint medeniyetinin ise Ganj ve İndüs nehirleri çevresinde kurulmasının en önemli nedeni aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
A) Nehirlerin belli bölgelerde toplanması
B) Nehirlerin taşımacılık faaliyetlerini kolaylaştırması
C) Nehir alanlarının yerleşik yaşama ve tarımsal uğraşlara uygun olması
D) Nehirlerin rejimlerinin düzenli olması
E) Nehirlerin kutsal olarak kabul edilmesi
4. Ankara’daki Augustus Tapınağı ile Antalya’daki Aspendos antik tiyatrosu, aşağıdaki uygarlıklardan hangisi tarafından yapılmıştır?
A) Roma
B) Mısır
C) Yunan
D) İyon
E) Pers
5. Neolitik (Yeni Taş) Devri’nin özellikleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
A) İnsanlar yerleşik hayata geçmiştir.
B) Göçebe yaşam tamamen sona ermiştir.
C) Yabani hayvanlar evcilleştirilmiştir.
D) Tarımsal faaliyetler başlamıştır.
E) Dokumacılık ve seramik sanatı gelişmiştir.
D. Aşağıdaki çalışmaları defterinize yapınız.
1. Anadolu’ya birçok uygarlığın gelip yerleşmesinin sebebi neler olabilir?
2. Lidyalılar ticareti geliştirmek için ne gibi faaliyetler yapmışlardır?
3. Mısır uygarlığının istila ve saldırılara karşı korunaklı olmasının sebepleri arasında neler yer almaktadır?
4. Yunan uygarlığında demokrasi hareketleri nasıl başlamıştır? Açıklayınız.
5. Kültür ve uygarlığın tanımını yaparak aralarındaki ilişkiyi açıklayınız.
6. Mezopotamya uygarlığı içerisinde yer alan medeniyetler hangileridir? Bu medeniyetlerin önemli özelliklerini yazınız.
80
2. Ünite
PROJE GÖREVİ
Kültür ve medeniyetin ilerlemesinde etkili olan İlk Çağ uygarlıklarına ait bilimsel gelişmeler (yazı, alfabe, hukuk,
para, kâğıt, barut, pusula) hakkında araştırma yapınız. Elde ettiğiniz bilgileri görselle destekleyerek bir albüm hazırlayıp sınıfa sununuz.
Grup çalışması yaparak aşağıda verilen adımları izlemelisiniz.
1. Arkadaşlarınızla iş bölümü yapınız.
2. Çalışma planını hazırlayınız.
3. Konu hakkında kaynak araştırması yapınız.
4. Araştırma sonucunda elde ettiğiniz bilgileri sınıflandırıp bilimsel gelişmeleri ayrı ayrı inceleyerek bu gelişmelerin önemini görsellerle destekleyiniz.
Yapacağınız “Proje Görevi” aşağıdaki tabloda verilen ölçütlere göre değerlendirilecektir.
DERECELİ PUANLAMA ANAHTARI
Çok iyi
İyi
Orta
Zayıf
Çok zayıf
5
4
3
2
1
DEĞERLENDİRME ÖLÇÜTLERİ
I. PROJE HAZIRLAMA SÜRECİ
İş bölümü yapıldı.
Projeye uygun çalışma planı hazırlandı.
Kaynak araştırması yapıldı.
Proje plana göre gerçekleştirildi.
TOPLAM
II. PROJENİN İÇERİĞİ
Türkçe doğru ve etkili kullanıldı.
Bilgilerin doğruluğuna dikkat edildi.
Toplanan bilgiler sınıflandırıldı.
TOPLAM
III. RESİM ALBÜMÜ HAZIRLAMA
Albüm eksiksiz olarak hazırlandı.
Kaynak gösterildi.
TOPLAM
IV. SÜRE
Ödev zamanında teslim edildi.
TOPLAM
GENEL TOPLAM
Not: Proje Görevi grup (5 kişi) çalışması hâlinde bir aylık süre içinde yapılacaktır.
Bu ölçekten alabileceğiniz en yüksek puan 50, en düşük puan 10’dur. Bu puanı 5’lik not sistemine aşağıdaki
şekilde çevirebilirsiniz. Örneğin bu ölçekten 40 puan almış olduğunuzu varsayalım;
50
40
100
x
x = 100 x 40 = 4000 : 50 = 80 puandır. 80 puanın 5’lik not sisteminde karşılığı 4’tür.
Bu çalışmada başarılı sayılmanız için 70 veya daha fazla puan almanız gerekmektedir.
81

Similar documents