ankara patent e

Transcription

ankara patent e
NKARA
ATENT
E-Bülten | Sayı: 15 | Yıl: 2 | 2011 Mart-Nisan
Ankara Patent
Yine Birinci
Ankara Patent Intellectual Property Dergisi'nin yaptığı ankette
"Türkiye'de En İyi Hizmet Veren Patent Bürosu" seçildi.
TİCARİ SIRLAR
"Neyi?" "Nasıl?" korumayı
tercih edeceksiniz?
ZİHİN GÜCÜ
Bilim adamları zihin gücüne
odaklandı. Artık eloktronik
aletleri düşünerek
yöneteceğiz
ÇİN VE İNOVASYON
Çin, ekonomisinin yeni
motoru olarak ihracat yerine
inovasyonu koyuyor.
İlk Türk
Dizel Motoru
İlk Türk Dizel
Motoru'nun buluşçusu
Cahit Aral ile buluşları
üzerine bir söyleşi.
Denizden
gelen ilham
Denizin ve yolculuğun
insanlara yeni tekneler
yapmak için verdiği
ilham herkesi şaşırtıyor.
AYIN RÖPORTAJI
İlk Türk Dizel Motoru
Patentli ilk Türk motorunun buluşçusu olan Cahit Aral ile buluşları üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimizin aşağıda yer alan özeti, bir dönemin insanlarının ne kadar
azimli ve mücadeleci olduğunu gözler önüne seriyor.
Cahit Aral, 1927 yılında
Elazığ'da doğduktan sonra,
öğretmen babasının müfettiş olmasının getirdiği tayinler sonucunda, lise yıllarına
kadar çocukluğunu Ardahan,
Kars, Zonguldak ve Elazığ'da
geçirmesinin ardından; İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi'ne giriş sınavına tren kazası nedeniyle gecikip sınavın önemli
bir bölümüne katılamasa da,
katılabildiği bölümden tam
puan alarak tüm aksiliklere
rağmen okumaya hak kazandığını bizlere anlatırken, o
dönemin eğitiminin ne kadar kapsamlı ve zor olduğunu da sözlerine ekledi.
Mezun olduktan sonra 19511959 yılları arasında Karayolları 6.
Bölge Müdürlüğünde önce mühendis
olarak başlayıp ardından Atölye, İşletme ve Makine Şefliği'ne yükselen Cahit Bey; bu yıllarda önemli buluşlara
nasıl imza attığını anlatırken ise; "buluş nedir?", "patent belgesi neye verilir?" sorularının cevaplarını da farkında
olmadan benimsemiş olduğunu gösteriyordu. Çünkü Cahit Bey, sorumluğunda olan 700'dan fazla makineyle ilgilenirken; makinelerin yaptığı arızaların sebeplerini araştırıp bu arıza ve kazalara çözüm bulmanın yollarını arayarak, arabaların virajlarda denge kaybetmeden ve devrilmeden güvenli bir şekilde gidebilmesine çözüm bulmuştu.
Bu sayede; teknik bir probleme, teknik
bir çözüm geliştirilmesi olarak açıklanan buluş kavramını da hayatına katmıştı.
Patent Belgesindeki İmza Kurucumuz Hayri Dericioğlu'na ait
Cahit Bey; santrifüj kuvvetini
dengeleyen bu buluşuyla, 1952 yılın2 | Ay-Pi
da o zamanlar sanayi müfettişi olan
kurucumuz Hayri Dericioğlu imzasını taşıyan "Aral Amortisitabilizatörü" adını koyduğu ilk patentini almıştı. Buluşunun temelinde ise, arabanın
virajlarda yan yatmamasını engelleyecek olan mekanizma yatıyor ve arabanın hızı arttıkça hızın karesi ile orantılı olarak artan bir sistemle basınç uygulanarak santrifüj kuvveti dengeleniyordu.
Buluşu Chrysler almış ve 2 milyon dolara başkasına satmış
Günümüzde bile; patent belgesi alabilme aşamasındaki zorlukları bir
yana bırakarak düşündüğümüzde, belge alındıktan sonra buluşların ticarileştirilmesinde büyük sıkıntılar ve zorluklar yaşanırken; Karayollarında bir tane
yapıp denendikten ve çalıştığı görüldükten sonra 1954'te Cahit Bey buluşunu 30. 000 dolara Chrysler'a sattığını anlatırken içini acıtan bir Chrysler
hamlesine de değinmeden geçemedi
çünkü Chrysler hidrolik yerine hava
kullanarak değiştirdiği buluşu 2 milyon dolara bir Alman firmasına satmıştı.
1959 yılında Kayseri Orta Anadolu Mensucat
Fabrikasında Teknik Müdür ve Genel Müdürlük görevinin üstlenen Cahit Bey;
hepimizin merak ettiği ve
şu an bir örneği Rahmi Koç
Müzesinde bulunan patentli ilk Türk Dizel Motorunu
ise 1964 yılında icat etmişti.
Buluşun ana teması, mazotun havaya tamamen karışıp yanmasını sağlayan enjeksiyon sistemiyken, jeneratörlerde ve su pompalarında kullanılan ve 25 tane
üretilen bu motorun hayata
geçme aşaması ise zorluklarla doluydu.
Cahit Aral'ın, buluşunu hayata geçirme aşamasında verdiği bu mücadeleler ise, genç girişimci ve buluşçulara önemli tavsiyeler içeriyor. Projeyi çizmenin yeterli olmadığını, tüm
hesaplamalarının da tüm detaylarıyla
yapılması gerektiğini önemle belirten
Cahit Bey; bu konuda araştırma yapmış profesörlerin dahi farklı hesaplamalar öne sürdüğü fakat sonunda rölanti hesabını kendisinin Prof. Dr. Selim Palavan ile birlikte yaptıklarını
ifade ediyor. Ayrıca malzemeden malzemeye farklılar ve hatta malzemenin kalitesinin bile buluşun hayata geçebilmesini birinci dereceden etkilediğini vurgularken, sonunda motoru
oluşturan parçaların her birinin başka bir şehirde ve başka bir fabrikada
yaptırılması gerekliliği ile karşı karşıya kaldığını da sözlerine ekliyor. Hatta
Türkiye'de hiç yapılamayan bazı parçalar da ithal edilmek durumunda kalınmış. 1961 yılında başlayan proje
1964 yılında sonuçlandığında her şeyi
ile tamamlanmış şekilde motor hazırmış.
Girişimciler kapasitelerini ve
projesiz hiçbir şeyin olamayacağını iyi bilmeli
Keyifli sohbetimiz sırasında kendisine girişimcilere tavsiyelerini sorduğumuzda ise; Cahit Aral, her sanayici ve girişimcinin kendi kapasitesini kontrol etmesi gerektiğini belirtti.
"Ben neyim?", "Nerdeyim?" diye sorup, durduğu yeri ve kapasitesini analiz etmeli ve ona göre planlamasını yapmalı dedikten sonra ise, projesiz hiçbir şeyin olmayacağını, projeyi tasarlamak için ise öncelikle hayal
etmek gerektiğini, inovasyonun tüm
bunların ardından ortaya çıkabileceğini dile getirdi.
1968 – 1982 yılları arasında,
Kayseri'de Meysu, Meybuz, Çoban
Yem Sanayi, Örgi fabrika ve tesislerini İdare Meclisi başkanı olarak kuran Cahit Bey, 1983 yılında Anavatan
Partisi Kurucusu olarak siyasete atılmış ve ardından Sanayi ve Ticaret Bakanlığına atanmıştı. O günlerden bu
günlere Türkiye'nin potansiyelini ve
katettiği yolları konuştuğumuzda ise,
mühendis sayısındaki inanılmaz artışın önemini dile getirdi. Kendisinin
Karayollarında bir tane yapıp denendikten ve çalıştığı görüldükten sonra 1954'te Cahit Bey buluşunu 30. 000 dolara Chrysler'a sattığını anlatırken içini acıtan bir Chrysler hamlesine de değinmeden geçemedi çünkü Chrysler hidrolik yerine hava kullanarak değiştirdiği buluşu 2
milyon dolara bir Alman firmasına satmıştı.
Makine Mühendisliği Odası numarası 205 iken, Sanayi Bakanlığı yaptığı
dönem olan 1986'da tespit ettirdiğine
göre mühendis sayısı 238000'e yükselmişti (makine, elektrik, inşaat, yüksek mimar, maden ve kimya mühendisi) ve şu an yaklaşık olarak 500000
civarında mühendis
olduğunu tahmin
ettiğini dile getirdi. Bunun inanılmaz bir potansiyele işaret ettiğini ve
artık Türkiye'yi hiç
kimsenin durdurmasının mümkün
olmadığını
ama
Türkiye'nin de bu
imkanlardan faydalanabilmesi gerektiğini de sözlerine
ekledi.
Cahit Aral'a
göre her ülkenin sanayisinin bir nüvesi olmalı. İsviçre'nin
saat
üretimindeki başarısını işaret
Cahit Bey; santrifüj kuvvetini dengeleederek verdiği öryen bu buluşuyla, 1952 yılında o zanekte ise, en kalitemanlar sanayi müfettişi olan kurucumuz
sinin en pahalı saHayri Dericioğlu imzasını taşıyan "Aral
tılmasının çok baAmortisitabilizatörü" adını koyduğu ilk
şarılı bir strateji olpatentini almıştı.
duğunu belirtti.
Günümüzde hala patent konusu anlaşılmış değilken ve ne yazık ki
gereken önem de verilmiyorken, Cahit Aral'ın patent alanındaki bilgisi ve
mücadeleci kişiliğinden etkilenmemek
mümkün değildi. Bizimle yaptığı bu
sohbet ve ayırdığı zaman için kendisine teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Yarışmada Soruldu
"Kim 500 Milyar İster" adlı
yarışma programında "Patentli İlk Türk Motorunun Buluşçusu Kim?" sorusunu cevaplayamayan yarışmacı, Cahit Aral'ın
adını bilmediğinden 250 milyar
kaybetmiş.
Ay-Pi | 3
ANKARA PATENT BLOG
İNTERNET ÜZERİNDEN GERÇEKLEŞTİRİLEN MARKA
İHLALLERİ ve ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM YOLLARI
UBI SOCIETAS IBI JUS
AV. KORAY KOÇAK
E
ski çağın yükselen değeri olmaktan çıkıp yeniçağın en yüksek değeri haline
gelen bilgi ve iletişim teknolojileri ve bu
gözde değer etrafında toplanan gerçek ve tüzel kişilerin kurmuş oldukları her türden ticari ve sosyal münasebetler, bizlere eski bir roma deyimini "ubi societas ibi jus" (nerede toplum
varsa orada hukuk vardır) yeniden anımsatmıştır.
Nerede toplum varsa orada hukuk vardır sözünde, "toplum" olgusunu hukuk kısmından bağımsız olarak değerlendirdiğimizde internet üzerinden zaman ve mekândan bağımsız olarak pazarlama, satış, danışmanlık gibi çeşitli ticari faaliyetleri sanal ortamda doğrudan yürüten, bu faaliyetlerden kullanıcı olarak yararlanan, maddi menfaat elde eden veya ilgili
faaliyetlerin hedef'i rolünde olan,
İnternet ortamında
her biri internet üzerinden erişilebilir olan ve belirlenebilir bir
meydana gelen
döngünün zincirlerini oluşturan
ihlaller; fiziki
toplulukları tanımlamak mümortamdaki ihlallere
kündür. Hukuk'un devreye girnazaran algılanması,
diği aşama ise, bahsedilen ticahukuk çerçevesinde
ri ve sosyal ilişkiler döngüsünün
tanımlanması,
farklı kademelerinde yer alan bu
değerlendirilmesi,
toplulukların menfaatlerinin birbiri ile çeliştiği ve bu çelişki'den
yargıya taşınması
kaynaklanan
uyuşmazlıkların
ve uyuşmazlığın
bir tarafında ihlale sebep olan ve
bir çözüme
bir tarafında da mağdur olan bir
kavuşturulması
bazı
kullanıcının bulunduğu durumnoktalarda hem daha
ların ortaya çıktığı aşamadır.
zor hem de daha
Şüphesiz zamandan, mekandan ve maddeden bağımsız karmaşık bir iş haline
olan internet ortamında meydadönüşmektedir.
na gelen bu türden olayların; fiziki ortamdaki ihlallere nazaran algılanması, hukuk çerçevesinde tanımlanması, değerlendirilmesi, yargıya taşınması ve
uyuşmazlığın bir çözüme kavuşturulması bazı noktalarda hem
daha zor hem de daha karmaşık bir iş haline dönüşmektedir.
Bu noktada, markanın hem ticari hem de hukuki bir değer olarak; özellikle internet ortamında yer alan farklı platformlar üzerinden ihlal edilmesinin oldukça kolay ve bu ihlalden kaynaklanan hak kaybının tespitinin ve tazmininin ise oldukça zor olduğu kabul edilmelidir. Çünkü internet ortamın4 | Ay-Pi
da meydana gelen ihlallerin tespiti için Marka ve Ticaret Hukuku kapsamında marka sahipleri İnternet ortamını sürekli ve
güncel olarak pür dikkat süzgeçten geçirmeli ve güncel mevzuat çerçevesinde kendi markasından doğan haklarının bir şekilde ihlal edilip edilmediğini veya bir ihlal'in gerçekleşme ihtimalinin bulunup bulunmadığını takip etmelidir. Bu noktada
gerçek hayatta elbette söz konusu ihlal, marka sahibinin şahsında ve hak üzerinde olumsuz bir etki yaratmadıkça fark edilmemekte ve ihlalin meydana gelmesinin ardından fark edildiği noktada ise, hukukçular devreye girerek mevcut uyuşmazlığı yargı yolu ile veya diğer alternatif yollarla çözüme kavuşturmaya çalışmaktadır.
İnternet siteleri üzerinden e-ticaret faaliyeti yürüten (internette pazarlama, satış, danışmanlık, vb.) ve gerçekte tescilli marka sahibi olan şirketler veya tacirler açısından değerlendirildiğinde, bir jenerik İnternet alan adının örn: www.ankarapatent.com veya ülke kodu internet alan adının örn: www.ankarapatent.com.tr tahsisi işleminin ardından, söz konusu alan
adına aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer bir başka
alan adının bir başkası tarafından tahsis edilmesi, adına tahsisi sağlayan kişinin kötü niyetli olması veya söz konusu tahsisi gerçekleştirmek için hukuken korunan bir hakkının bulunmaması ya da ilgili alan adının bir başka kişi tarafından yönlendirici kod (metatag) olarak kullanılması gibi farklı şekillerde doğrudan ilgili alan adının ve markanın ihlaline yol açan
sonuçlar ortaya çıkabilir.
Bu ve benzeri durumların gerçekleşmesi üzerine, eğer
kullanılan internet alan adı jenerik ise www.ankarapatent.com,
WIPO nezdinde hazırlanmış olunan UDRP (Alan Adı Uyuşmazlıklarının Çözümü için Birleşik Politikalar) kuralları çerçevesinde yürütülecek olan tahkim yargılaması süreci sonucunda hızlı, ucuz ve etkin bir çözüm mekanizması öngörülmüştür. Diğer yandan alan adının ülke kodu uzantılı olması
halinde ise www.ankarapatent.com.tr ilgili alan adının tahsisi
Türkiye'de ODTÜ bünyesinde yer alan nic.tr ("tr." Alan Adları Yönetimi) yönetiminde DNS Çalışma Grubu tarafından
hazırlanan politika ve kurallara uygun olarak kontrollü şekilde
işletilen bir süreç sonucunda verilmektedir. Ülke Kodu uzantılı alan adlarının ihlali halinde ise, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için gerekli süreçlerin yine ODTÜ DNS Çalışma
Grubu koordinatörlüğünde faaliyet gösteren UÇK (Uyuşmazlık Çözüm Kurulu) bünyesinde yürütüleceği öngörülmüştür.
AYNI DİLİ KONUŞALIM
@ İşareti
[ing. at sign]
[alm. at zeichen]
[fr. arobase]
e-posta adreslerinin ayrımına yarayan işaret.
ADNDRC- Asya Alan Adı Uyuşmazlık Çözüm Merkezi
[ing. Asian Domain Name Dispute Resolution Center]
[alm. Asian Domain Name Dispute Resolution Centre]
[fr. Asian Domain Name Dispute Resolution Centre]
Üst düzey alan adlarına yönelik uyuşmazlıkların çözümü
için ICAAN tarafından yetkilendirilmiş merkez.
AfriNIC- Afrika Bilgi Ağı Merkezi
[ing. African Network Information Center]
[alm. Regionales Internet - Register (RIR) für Afrika]
[fr. Le Registre Régional D'adreses IP Desservant
l'Afrique]
Afrika ülkelerinde İnternet Protokol (IP) adreslerinin yönetiminden ve kaydından sorumlu üyelik esaslı, kar
amacı gütmeyen bölgesel Internet kayıt merkezi.
Alan Adı
[ing. Domain name]
[alm. Domain-name]
[fr. Nom de domaine]
IP adresi olarak adlandırılan, bilgisayarların (sunucuların)
birbirini tanımasını sağlayan numara sisteminin kelimelerle ifade edilmiş hali. Örneğin: www.ankarapatent.com
Alan Adı Sahibi
[ing. Domain name registrant]
[alm. Domain Inhaber]
[fr. Titulaire d'un nom de domaine]
Alan adı tahsis edilen gerçek veya tüzel kişi.
Alan Adı Sistemi
[ing. Domain name system]
[alm. Domain name system]
[fr. Systéme de noms de domaine]
İnternet uzayını bölümlemeye, bölümleri adlandırmaya ve bölümler arası iletişimi organize etmeye yarayan,
alan adını IP sayısına çeviren sistem.
Kaynak: Fikri Haklar Sözlüğü, 7. Cilt, Alan Adları
TÜBİTAK bilim burslarını artırdı
Burs ve destek miktarlarında artış yapılan programların aylık miktarları
BURS
ESKİ MİKTAR TL
YENİ MİKTAR TL
Yurt İçi Yüksek Lisans Burs Programı
Tam Burs
1250
1500
300
400
1500
1800
400
500
Kısmi Burs
Yurt İçi Doktora Burs Programı
Tam Burs
Kısmi Burs
Doktora Öğrencileri için Yurt İçi Araştırma Burs Programı
Tam Burs
1500
1800
500
600
Kısmi Burs
Yurt İçi Doktora Sonrası Araştırma Burs Programı
Tam Burs
1750
2250
800
1000
1500
1800
Kısmi Burs
Yabancı Uyruklular için Doktora Burs Programı
Yabancı Uyruklular için Araştırma Burs Programı
1750
2250
TÜBİTAK, bilim insanlarına yönelik
eğitim ve araştırma burslarını ortalama yüzde 25 oranında artırdı.
Alınan bilgiye göre, TÜBİTAK Bilim
İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı tarafından, Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanında gelişmesinde en kritik rolü oynayan insan gücünün yetiştirilmesi
için yürütülen burs ve destek programlarının bu yılki miktarları, TÜBİTAK
Bilim Kurulu kararıyla yeniden belirlendi.
Ayrıca, yurt dışında
çalışmalarına devam etmekte olan Türk araştırmacıların Türkiye’ye dönmelerini teşvik
amacıyla uygulamaya konulan ve beyin göçünü tersine çevirmeyi amaçlayan ‘’Doktora
Sonrası Geri Dönüş Programı’’nın burs miktarlarında da artış oldu. Buna göre, doktorasının ardından Türkiye’ye dönmek isteyen
araştırmacılara verilen aylık burs miktarı 2
bin 750 TL’den 3 bin 250 TL’ye çıkarıldı.
ntvmsnbc.com kaynağındaki haber esas alınarak
düzenlenmiştir.
Ay-Pi | 5
ANKARA PATENT GÜNDEM
Şirketinizin Bel Kemiği
TİCARİ SIRLAR
AYSU DERİCİOĞLU
B
uluşlarınızı çeşitli yollarla koruyabilirsiniz. Peki işin içinde size rekabet avantajı kazandıran en önemli püf
noktanız olduğunda, o buluşunuz için patent belgesi almak
gerçekten ister misiniz?
Buluşunuzu patent belgesi ile korumak, en sağlam koruma yöntemi olsa da; patent belgesinde tüm buluşun en
ince detaylarına kadar açıklanacak olması bazı şirketlerce
stratejik açıdan doğru bulunmuyor çünkü hem herkes sizin
buluşunuzun içeriğini kavramış oluyor, hem de 20 yıl sonra
buluşunuz topluma mal olmuş oluyor.
Bu yazıdan, patent belgesi almak avantajlı değilmiş
gibi bir anlam çıkarmak ise çok yanlış olur. Ürüne ve şirket
6 | Ay-Pi
stratejilerine göre neyin doğru olduğuna karar vererek hareket etmek çok önemli. Teknolojinin son sürat geliştiği bir
dönemde, buluşunuzun niteliğine göre; bırakın ömür boyu
sır gibi saklamayı, sağlanan korumanın 20 yıl bile sürmesine gerek olmadığını düşünebilirsiniz. Ayrıca bilgilerin paylaşılmasının insanlığın gelişimi açısından taşıdığı önemi göz
önünde bulundurarak; "İnsanlık gelişsin, bilgiler paylaşılsın,
ben zaten taklit edeni bulur, patent belgesi sayesinde kazandığım yaptırım gücüyle dünyayı onun başına yıkarım" da
diyebilirsiniz.
Ama bazen size rekabet gücü kazandıran buluşunuz
fazlasıyla değerlidir. İşinizin temeli buna dayandığından
kimse duysun, bilsin, görsün istemezsiniz çünkü bilirsiniz ki
bir kere duyuldu mu artık işletmenizin hiçbir özelliği kalmayacak. Peki bunu sağlamak kolay mı?
Şirketinizin bel kemiğini
"ticaret sırrı" olarak saklamak hiç
kolay değil ama mümkün, yalnız
bunun için gerekli olan güvenliği
sağlamak adına çok ama çok dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü bir
kere çalındı mı telafisi mümkün
değil. Ayrıca açılan davalarda cid-
di oranda ispat problemi yaşandığından, bir sırrın sır olduğunun
ispat edilebilmesi için gerekli belge ve dokümanların, sırrın doğası
gereği de mümkün olamadığından; koşullarda mücadele etmek
ve zararı tazmin etmek çok zorlaşıyor. Çalındığı ve duyurulduğu
anda ise, iş işten geçmiş oluyor.
Bu noktada şirket yöneticilerin, "neyi?" "nasıl?" korumayı tercih edecekleri konusunda önemli kararlar alması ve fikri haklarını özenle yönetmesi gerekiyor.
Savunma Sanayisinin kilometre taşlarından biri de ticaret sırlarını iyi tutmakta yatıyor. Kimi şirketlerce ölüm kalım meselesi olarak ifade edilen
ticaret sırları, savunma sanayisi
söz konusu olduğunda ise tam
yerini buluyor.
ANKARA PATENT YURT
DIŞINDA YİNE BİRİNCİ
Yurt dışında Fikri Haklar
sektörünün öncü yayınlarından biri olan Managing Intellectual Property
dergisinin her yıl yaptığı ankette, 2011 yılında da şirketimiz "Türkiye'de En İyi Hizmet Veren Patent Bürosu" seçildi. Ankara Patent, 2005 yılından bu yana "Patent
işlemleri"nde, birinciliği elinde tutmayı başarırken, "Marka İşlemleri"nde ise bu yıl
ikinci sırada yer alıyor.
47 yıldır hizmet kalitesinden hiçbir şekilde ödün vermeyerek büyük bir özveri ile
çalışan personelimize sağladıkları katkılardan ötürü teşekkür eder, Ankara Patent'in
daha birçok başarıya imza atmasını ümit
ederiz.
Ticaret sırlarını başarıyla koruyanlara birkaç örnek
Kentucky Fried Chicken'ın, Colonel Harland Sanders tarafından
el yazısı ile yazılmış 11 baharattan oluşan özel formülü iki kopya
olarak merkez binalarında tutuluyor. Sadece iki yöneticinin bildiği özel formül korunduğu kasanın şifresini ise Sanders dışında
sadece bir kişi daha biliyor.
Mc Donald's ise Big Mac sosunu ticaret sırrı olarak saklamayı
tercih etmiş. Maliyeti düşürme
amacıyla sos üzerinde araştırmalar yapılırken çalınan formül
geri alınmış ve tekrardan revize
edilmiş olsa da, bir tedarikçinin
hala formülü elinde bulundurduğu söyleniyor.
Google da başarısının kaynağı olan araştırma motoru algoritmasını ticaret sırrı olarak saklıyor ve sürekli teknolojinin gelişimine bağlı olarak geliştiriyor.
Bu algoritma sayesinde ise, her
zaman rakiplerinden bir adım
önde oluyor.
Goldman Sach's firmasının milyar dolarların akışını sağlayan
algoritması da sır olarak saklananlar arasında ve geçen yıllarda bu algoritmayı ele geçirmeye çalışan bir yazılımcı 15 yıl
hapis cezasına çarptırıldı.
Türkiye YGS sınavı şifre skandalı ile çalkalanırken, köklü şirketler yazılım şifrelerini büyük bir
özenle ticaret sırrı olarak saklıyorlar. Amerika'da bulunan ve
seçimlerde elektronik olarak oy
kullanılmasını sağlayan Election
Systems & Software firması geçen yıl bir çalışanını ticaret sırrını çalmaktan dava etmiş bile.
Symantec, McAfee, Kaspersky
Lab gibi bilgisayar güvenliği firmaları ise güvenliği sağlama tekniklerini sadece rakiplerin ulaşmasını engellemek amacıyla değil, aynı zamanda siber
suçlularından korumak için ticaret sırrı olarak saklıyor.
Kaynak: news.discovery.com
Ay-Pi | 7
BULUŞLAR GEÇİDİ
Yeni geliştirilen algılama sistemi ile, nefes ve kandaki alkol miktarı
anında ölçülerek önlem alınıyor.
Bu buluş; otomobil tarihinde dönüm noktası olabilecek bir buluş mu
bilinmez ama alkollü araç kullananları engelleyeceği kesin çünkü bilim insanlarının geliştirdiği bu yeni algılama
sistemi, sürücünün nefes ve kanındaki
alkolü anında tespit ederek otomobilin çalışmasını engelliyor.
Sistem iki sensör kullanıyor. İlki
sürücünün nefesini analiz ederken, direksiyon simidine ve kapı kollarına
yerleştirilmiş ikinci sensör seti ise deri
üstünden kandaki alkol düzeyini tespit ediyor.
Bu iki sensörün belirlediği alkol
düzeyi, yasal sınırın üstündeyse sistem
otomobilin çalışmasını engelliyor. Alkolmetrelerden farklı olarak her hangi
Foto: trendhunter.com
Alkol Düzeyini
Ölçen Otomobil
bir cihaza üflemeyi gerektirmeyen QinetiQ, böylece alkol muayenesinde zaman kaybını da önlüyor.
ABD Ulaştırma Bakanı'nın da
takip ettiği Emniyet için Sürücü Alkol
Tespit Sistemi (Dadss) projesi kapsa-
mında geliştirilen QinetiQ'in emniyet
kemeri gibi tüm otomobillerde bulunması mümkün. Bunun için ise 10 yıllık bir süre öngörülüyor.
ntvmsnbc.com kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir.
Kuş maskesi altındaki ajan
Monrovia'da geliştirilen ve minik
bir kuş boyutunda olan "Nano Hummingbird" uçağı, tıpkı bir sinekkuşu gibi havada belli bir noktada asılı kalabiliyor, dönebiliyor, yanlara, öne
ve arkaya doğru uçabiliyor hatta dikey
olarak yükselip alçalabiliyor. Bir gün,
bu avuç içi büyüklüğündeki pilotsuz
uçak üzerine minyatür mikrofon ve
kameralar eklenerek; keşif yapıp, ses
ve video kaydı elde edebilecek.
Nano Hummingbird'ün 6,5 inç
olan kanat genişliği ortalama bir kuştan biraz daha büyük ve hızı da saatte 11 mile kadar çıkabiliyor. Mini ajan
Nano Hummingbird, tam da Amerika Savunma Bakanlığı'nın aradığı ve
8 | Ay-Pi
bu sebepten İleri Savunma Araştırmaları Projeleri Kuruluşu üzerinden finansmanını yürüttüğü uçak. Pencere pervazına konabilen, kapı aralığından uçabilen ya da düşman kampla-
rı üzerinde havada asılı durup stratejik bilgiler edinebilen çok marifetli minik ajanın
seri üretimi için henüz hazır
değiller çünkü biraz fazla ses
çıkarıyor ve hala havada uzun
süre asılı kalacak uygun bir
güç kaynağı ihtiyacının cevabı sonuçlanmış değil. Fakat
bir kuşu andıran bu insansız
uçaklar askeri planın bir parçası ve hatta bu plan elektrik
hatları üzerine tüneyip şarj
olabilen güvercin boyutundaki araçları
da kapsamakta.
news.discovery.com kaynağındaki haber esas
alınarak düzenlenmiştir.
Yapay Petrol
İngiliz üniversitelerinden Oxford ve London College'ın ortak çalışması sonucu hidrojen bazlı yapay petrol üretildi.
Yaklaşık 3 ila 5 yıl arasında piyasaya sürüleceği açıklanan ürünün içinde çevreye zarar veren karbon gazının bulunmadığı, bu sayede sera gazı
emisyonunun engellenmesine yardımcı olacağı açıklandı. Bilim adamları yapay petrolü üretmek için hidrojeni
küçük hava kabarcıklarının içine hapsederek sıvı gibi akmasını ve pompala-
nabilmesini sağladı.
Araştırmayı yürüten uzmanlardan Stephen Volker, "Yarattığımız
mikro kabarcıklar sayesinde normal
petrol ile çalışan otomobillerin depolarında hiçbir değişiklik yapılmadan
bu yapay petrolü kullanabilmesini sağlıyoruz" dedi. Testlerine devam edilen
yapay petrolü üreten ekipte yer alan
Prof. Stephen Bennington, "Hidrojen
petrolden 3 kat daha fazla enerji üretiyor. Yakıldığında ise zararlı gazlar yerine suya dönüşüyor" dedi. Araçların
bir depo yapay petrolle 500 ila 650 kilometre gidebildiği ifade edildi. Yapay
petrolün litresi ise 50 kuruş.
ekonomi.milliyet.com.tr kaynağındaki haber
esas alınarak düzenlenmiştir.
Robotlara Yumuşak Bir Dokunuş
Vermek İçin "Dondurulmuş Duman"
Artık günümüzde; robotlar bulmacalar çözüp, ameliyatlar gerçekleştirebilmekte hatta hasta bakıcıların yerlerini alabilmektedirler. Fakat robotlardan patates cipsini bile kırmadan
tutmaları istendiğinde, insanoğlunun
hala robotlardan bir milyon ışık hızı
önde olduğu görülüyor.
Bu probleme bir çözüm bulabilmek adına; Florida Merkez Üniversitesi Kimya Bölümünde görevli Doç.
Dr.Lei Zhai ve ekibi, yeni areojelin
kullanılması ile robotlara hassas ve yu-
muşak bir dokunuş imkanı veren bir
yol geliştirdiler.Bu heyecan verici buluş sayesinde; yeni geliştirilen ve bioalgılama uygulamalarına sahip aerojel
ile, donmuş duman olarak nitelendirilen materyal robotik ellere insansı dokunuş imkanı sağlayabilecek. Robotik ellerin hissetme kabiliyetinin artırılması ile ise; eller, kolaylıkla kırılabilecek eşyaları tutabilecek ve zor ameliyatların üstesinden gelebilecek.
news.discovery.com kaynağındaki haber esas
alınarak düzenlenmiştir.
Ay-Pi | 9
BULUŞLAR GEÇİDİ
Bilim Adamları Zihin
Gücüne Odaklandı
Zihin Gücüyle Araba Kontrolü "Braindriver"
Berlin'deki Freie Üniversitesi'nde
profesör olan Raul Rojas'ın son icadı
Braindriver sayesinde sürücünün zihin gücüyle bir aracı kontrol edebilmesi sağlanıyor.
Elektroensefalografi (EEG) teknolojisi kullanılarak, beyindeki sinyalleri okunuyor ve ardından uyarıcıların
etkisi direksiyon hareketlerine dönüştürülüyor. Böylelikle düşünce gücüyle
direksiyon, frenler ve daha birçok şey
kontrol altına alınabiliyor.
San Francisco'da bulunan
Emotiv firması tarafından geliştirilen teknoloji, ilk olarak oyun oynarken kullanılması amacıyla geliştirmiş
ancak şimdi insan duygularını okumaya yardımcı olan ve eylemlere dönüştürme amaçlı kullanılıyor.
Şu an deneme aşamasında olan
buluşun testleri Berlin havaalanında yapılıyor.
infoniac.com kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir.
Zihninle Yaz
Ses telleri zarar görmüş, kollarını kullanma yetilerini kaybetmiş
veya omurga zedelenmelerine maruz
kalmış insanlar için IntendiX, beyin dalgalarını kullanarak ifade etmek istediklerini ihtiyaca göre sesli ya da yazılı olarak heceliyor, gerektiğinde metnin çıktısını alabiliyor
ve e-posta ya da başka bir elektronik mesaj sistemi ile gönderilmesini
sağlayabiliyor. Bu sistemi kullanmak
için ise, birkaç saniyelik konsantrasyon ve görme yeteneği yeterli oluyor.
Bir bilgisayar ara yüzü ile birlikte çalışan ve beynin işlevlerini kavrayabilmesi için düzenlenmiş başlık, Avusturya firması "Guger Teknolojileri" tarafından geliştirilmiş. Her yıl dünya çapında düzenlenen bir sanayi etkinliği olan
ve bu yıl Almanya Hanover'de 1-5
Mart tarihleri arasında gerçekleşen CEBİT'te tanıtımı da yapılan
ve elektroensefalografik elektrotlarla
10 | Ay-Pi
(EEG) kaplı olan bu ilk modelin ne
yazık ki şimdilik amacına uygun çalışabilmesi için kullanıcının başı jel
sürülmesi gerekiyor. Firma yetkileri
ise, jel gerektirmeyen versiyonunun
da yakında çıkacağını belirtiyor.
Kullanıcı, klavye gibi düzenlenmiş farklı satırlardaki sembollerin ve
harflerin matrisi üzerinde yanıp sönen vurgular yapan bilgisayar ekranına bakarken; istenilen harfe birkaç
saniyeliğine odaklandığında, programın kullanıcının hangi harfi seçmek
istediğini saptayabiliyor.
Guger Teknolojileri; çoğu insanın 10 dakikalık bir eğitimden sonra düşünce iletişimi konusunda uzmanlaşarak, bir dakikada 5 ile 10
arasında karakter heceleyebildiğini
ileri sürüyor ve ürün henüz piyasaya
sunulmamış olsa da, çok yakında sunulması bekleniyor.
news.discovery.com kaynağındaki haber
esas alınarak düzenlenmiştir.
Zihin gücüyle
kontrol edilebilen
protez uzuv
Protez uzuvlar konusunda son
zamanların en büyük ilerlemelerinden
biri kaydedildi. Araştırmacılar, kullanıcısının beyni ile kontrol edilebilen
protez uzvu geliştirmeyi başardılar ve
şimdi uzuvların hareketlerinin esnekliğini arttırma konusunda çalışıyorlar.
Buluşun işleyişi ise; kullanıcının
hareketi düşünmesi ardından sensörler tarafından algılanan beyin sinyallerinin protez uzva iletilmesiyle gerçekleşiyor.
Bu buluşu ilk kullananlardan biri;
yaklaşık 8 yıl önce, bu yeni buluşu kullanmasına olanak sağlayacak birçok
cerrahi operasyon geçiren Sesse Sullivan. Uzuvları cerrahi müdahalelerle
alınmış kişilerin çoğunun, sinirler üzerindeki kontrollerini de kaybetmesine
rağmen; Sullivan, bu kontrolün sağlanmasını devam ettirebildiği için yeni
protez uzvunu rahatça kullanabiliyor.
Şu an Birleşmiş Milletler'de
Nortwestern Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, protez uzuvlarını daha çok
kişide kullanabilmek adına, beyin sinyal çeşitliliği üzerinde çalışıyorlar.
infoniac.com kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir.
Küçük çocuklardan büyük icat
Diyarbakır'da bulunan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Bağlar Eğitim Parkı'nda eğitim gören
çocuklar, 19 Şubatla Ankara Gazi
Üniversitesi'nde gerçekleşecek First
Lego League ( FLL ) yarışmasına ilginç bir fikir ile katıldı. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Bağlar Eğitim Parkı yöneticisi Ayşen Sema Tekin, FLL'ye katılma sebeplerinin çocukların araştırma yapmaları, birlikte bir şeyler başarmayı, paylaşmayı
ve eğlenmeyi öğrenmeleri olduğunu
ifade etti. Tekin, eğitim evinin ilkeleri ile FLL'nin ilkelerinin bir biri ile
uyuştuğunu belirterek, "Bizim amacımız çocukların bilime teknolojiye
olan ilgilerini artırmak. Sonuç ve çözüm odaklı çalışabilmelerini sağlamak, özgüvenlerini arttırmak ve zamanı etkin kullandırmaktır. Bütün
bunların yanında çocukların seyahat etmelerini farklı iller görüp değişik arkadaşlıklar kurmalarını sağlıyoruz. Daha önce hiç uçağa binmemiş çocuklarımız var. Ankara'daki ön
elemeyi geçersek çocuklarımız uçakla tanışmış olacaklar. Bu yıl dünya
şampiyonası Hollanda'da yapılacak.
Her sene farklı çocuklarla yarışma-
ya katılıyoruz.Geçen 5 yıl da 6 ödül
aldık. Bu yıl çocuklarımızın hedefi dünya şampiyonu olmak. Projeleri de iyi. İnşallah bu sene dünya şampiyonu oluruz" dedi. Yarışmaya katılacak 6 çocuktan 13 yaşındaki Ali
Fikret Toplugüloğlu, yarışmada robot hareket ettirmenin yanında fikir
aşaması olarak "beden ve bilim" konulu proje kapsamında hazırladıkları Hava Arındırma Sistemi ( HAS )
adını verdikleri projeyi anlatan Toplugüloğlu, "Kirli havadan kaynaklanan solunum sistemi hastalıklarını
önlemek için grupça bir proje hazırladık. Bu projede nano teknolojiden
yararlanacağız. HAS'ın görevi, havada bulunarak kişilerin genzine yapışıp çok daha küçük ölçekteki mikropların dolaşım sistemine girmesini engelleyerek hastalanma riskini azaltmaktır. 48 kişi üzerinde anket
yaptık. Bu anket sonucunda insanların solunum sistemi hastalıklarından
şikayetçi olduğunu gördük. Bu konu
üzerinde yoğunlaşarak HAS'ı bulduk. Yarışmaya Grup Mezo olarak
katılacağız" dedi.
ajanspress.com.tr kaynağındaki haber esas
alınarak düzenlenmiştir.
MUCİDİN SANDIĞI
Zeka Artıran Kask
Beyne gönderilen elektrik sinyallerinin hafızayı ve bazı diğer beyin
işlevlerini güçlendirdiği ortaya çıktı.
Araştırmacılara göre insanlar
geçmiş deneyimleri nedeniyle farklı
açılardan düşünemiyor ve beyinleri
belli bir şekilde sorun çözmeye alıştığı için de yeni çözümler üretemiyor.
Bu problemden yola çıkarak bir
kask üreten Sidney Üniversitesi bilim insanları; beyne elektrik akımları
göndererek dil, hafıza, dikkat ve matematik problemleri çözme gibi yetenekleri üçe katlanmasını sağladı.
Bir süre için uzun dönemli hafıza yerine kısa dönemli hafızayı harekete geçiren buluşları sonucunda, bu kaskı takan kişilerin matematik problemlerini hem üç kat daha iyi
hem de farklı yöntemlerle çözebildiği görüldü.
ntvmsnbc.com kaynağındaki haber esas
alınarak düzenlenmiştir.
www.patentmuzesi.com
Bir ebeveyn iseniz, çocukların ne kadar hızlı
büyüdüğünü ve sırf çocuklarınız için yeni ayakkabı almanın ne kadar sinir bozucu olduğunu
biliyorsunuz demektir. Peki gerçekten çocuğunuzun ayakları ile büyüyebilen bir ayakkabıya
ne dersiniz? İşte size iyi bir haber.
Büyüyebilen ayakkabıda, ayakkabı içine yerleştirilmiş mekanizma bir düğme aracılığı ile
ayakkabının büyümesini sağlıyor. Düğmeye basıp ayakkabının burnundan çekerek istediğiniz
büyüklüğü getirebiliyorsunuz.
Böylece ayakkabılar da çocuklarla birlikte büyüyor. Büyüyebilen ayakkabı 3-9 yaş arasındaki
çocuklar için ideal bir çözüm olarak görünüyor.
Ay-Pi | 11
FİKRİ HAKLAR GÜNCEL
ABD'DE IBM BU YIL DA LİDER
PATENT REKORU
Patent açısından en önemli pazar
sayılan ABD'de IBM bu yıl da liderliği üstlendi.
18 yıldır patent listesinin en üst sırasında yerini koruyan IBM sadece 2010
yılında 5 bin 896 patent alarak yeni bir
rekora imza attı. IBM ayrıca bir yılda 5
binden fazla patent alan ilk şirket oldu.
IBM’in 2010 yılındaki patentleri arasında; daha verimli sağlık durumu
tanıları sunmak üzere birçok veri kaynağından hasta bilgisi toplama, analiz
etme ve işleme yöntemi ve kısa menzilli kablosuz iletişimle alınıp verilen bilgilere dayalı trafik durumu tahmini sistemi bulunuyor.
Ayrıca deprem ve diğer doğal afetlerde daha hızlı acil durum yanıtları verebilmeyi sağlamak üzere bilgisayardaki
sensörlerden alınan verileri analiz etme
tekniği ile bilgisayar yongalarının iletişimini sağlamak için elektrik sinyalleri
yerine ışık titreşimleri kullanmaya olanak tanıyan ve bu sayede bilgisayar sistemlerinde performans artışı sağlayan
bir teknoloji de patent belgesi alınanlar
arasında.
IBM'in bu yılki patentlerine imza
atan buluşçuların sayısı ise 7 bin civarında. Bunlar ABD’de 46 farklı eyalette ve 29 ülkede faaliyetlerini sürdürüyor.
ABD dışındaki IBM buluşçuları 2010
yılı patentlerinin yüzde 22’sine katkıda bulunurken, son üç yılda uluslararası mucitler patentlerin yüzde 27 oranında artışını sağladı. IBM’in buluşlar konusundaki liderliği şirketin geliştirmeye ve araştırmaya uzun vadeli bağlılığına dayanıyor.
IBM'in bu muhteşem patent başarısının gerisindeyse, firmanın Ar-Ge
için yılda yaklaşık 6 milyar dolar harcıyor olması yatıyor.
ntvmsnbc.com kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir.
Türk Girişimciler Avrupalı Melek Yatırımcılarla Buluşacak
Başarılı girişimcileri yatırımcılarla buluşturarak yeni ekonominin hareketlenmesinde aktif rol oynayan Etohum, Avrupa İş Melekleri Ağı’na (EBAN)
üye oldu. Etohum bundan sonra yeni nesil Türk girişimcilerin Avrupa’daki melek
yatırımcılar, tohum fonları ve erken aşamadaki şirketleri destekleyen iş melekleriyle bir araya gelmesinde önemli rol oynayacak.
Melekler piyasasında araştırmalar
yapmak, gerçekleri ve eğilimleri tespit etmek ve en iyi uygulamaları tanımlamak
gibi hizmetler veren EBAN, bünyesinde 27 ülkeden 100’den
fazla kurumu bir araya getiriyor. 1999 yılında kurulan EBAN’ın
amacı, iş meleklerinin bölgesel ekonomik kalkınmadaki rolleri
hakkında tüm Avrupa’yı bilinçlendirmek, girişimcileri ve yatırımcıları bir araya getirmek olarak tanımlanıyor.
12 | Ay-Pi
Etohum’da yatırımcıları bekleyen
süreç ise şöyle açıklanıyor: Yeni ekonomi
konusunda bilgi ve fikir sahibi, kendi internet şirketini kurmak isteyen girişimciler arasından seçilecek 15 girişim etohum
kampına davet ediyor ve her konuda uzman akıl hocaları işlerini başlatırken bu
girişimcilere koçluk ve danışmanlık yapılıyor. Seçilen girişimlere etohum fonundan yatırım yapılırken, ofis ve diğer imkanlar da sağlanıyor. İnternet konusunda
yeni iş fikri olan henüz şirketini kurmamış, iş fikrini gerçekleştirmek için şirketini kurmak üzere olan, internet şirketini/yeni girişimi kurmuş,
sermaye, yönetim, pazarlama ve diğer desteğe ihtiyacı olan herkes etohum’a başvuru yapabiliyor.
ekonomi.haberturk.com kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir.
TASARIM DÜNYASI
DENİZDEN GELEN İLHAM
Güneş enerjisiyle çalışan bu tekne sayesinde benzin
masrafının önüne geçebilirsiniz. Güneş olmadığı zamanlarda ise pedalları çevirmeniz gerekiyor. Teknenin doğaya zarar vermeyişi de turistik yerlerde sıklıkla kullanılmasını sağlayabilir.
Gitar şeklinde tekne olur mu demeyin. Avustralyalı besteci ve şarkıcı Josh Pyke’ın gitar görünümünden esinlenerek tasarladığı bu tekne eBay’de açık arttırmaya sunuldu. Geliri ise yerel okuryazarlık kurumuna bağışlanacak.
Raphaël Domjan ve Gérard d’Aboville önderliğinde güneş enerjisiyle seyahat imkanı sunan teknenin tüm güvertesi 180 metrekarelik photovoltaic hücreyle kaplı. Bu
tekne ile dünya turuna çıkmak hedefleniyor. Yenilebilir
enerji teknolojilerine dikkat çekmek isteyen ekip, 120
gün sürecek bit yolculuğa hazırlanıyor.
Ev görünümündeki bir tekneden ziyade, yüzen ev diyebileceğimiz bu tasarım tek parçadan oluşmasıyla dikkat
çekiyor. Bu tasarımla zamandan, enerji ve maliyetten
tasarruf edilebiliyor.
Hem denizde hem de karada yolculuk yapmak için tasarlanmış olan bu karavan 5 kişilik bir aileyi taşıyacak kapasiteye sahip. Bu tasarımla, kısa deniz yolculukları ya da
kamp yapmak hem çok kolay hem de zahmetsiz.
İnsan eliyle yapılmış bir cennet… Geri dönüşümlü plastik şişeler üzerine tasarlanmış adada ev ve plajın yanı
sıra lale, yenilebilir kaktüs meyvesi ve üzüm yetiştirebilecek bir bahçe bile mevcut.
Ay-Pi | 13
ULUSAL İNOVASYON GİRİŞİMİ
ÇİN ve İNOVASYON
Çin’in en güncel olan 5 yıllık kalkınma planı, ekonominin temel yaklaşımını ihracat odaklı olmaktan çıkartıp, iç tüketimi ekonomik büyümenin motoru olarak algılamak yönünde değişiyor ve bu hedefi başarabilmenin arkasındaki itici güç de,
inovasyon-yenileşim olarak görülüyor.
Çin’in inovasyon alanındaki performansı bir miktar karışık sinyaller verse
de, hedeflerini başarabilme olasılıklarının detaylı bir biçimde incelenmesine ve burada varolan dinamiklerin iyi
anlaşılmasına ihtiyaç var.
İlk adım, şu anda yapılan yenilikçi çalışmalarda sağlanan başarının takdirinden geçiyor.
Çin daha yenilikçi bir ekonomi
olma yolunda ilerlerken; sadece başka ülkelerde tasarımı yapılan ürünlerin toplu halde üretildiği bir coğrafya
olma algısını da değiştiriyor. 2008 yılı
14 | Ay-Pi
verileri ele alındığında, Çin’in toplam
Ar-Ge harcamalarının GSYİH1 içindeki payı %1.5 düzeyine ulaştığı görülürken, aynı oranın 2004 yılı için ise
%1.25 düzeyinde olduğunu görüyoruz.
Aslında burada sağlanan başarının en
önemli noktalarından biri, Çin’in aynı
dönemde GSYİH artış oranının da
etkileyici düzeylerde olması. Bir başka
ifadeyle; GSYİH hızla artarken, ArGe’nin GSYİH içindeki oranı da artıyor. Bu durum, Ar-Ge’ye artan boyutlarda kaynak tahsisinin var olduğunun
bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
Ar-Ge bütçesinin ekonomi içindeki yeri için 5 yıllık kalkınma planında
% 2 oranı hedeflenmişken, 2010 yılı
için konan bu hedefe ulaşabilme olasılığı düşük olsa da, dikkati çeken performans göstergelerinden biri; Çin’in
dünyadaki toplam Ar-Ge harcamalarının %12’sine sahip olması. 2
Ayrıca, Çin özelinde Ar-Ge harcamalarının yapısına bakıldığında da
bir değişim gözleniyor.
Kamu yönetimi tarafından desteklenen Ar-Ge harcamalarından ziyade, büyük ölçekli ve KOBİ ölçeğindeki firmaların aktif olduğu bir dönüşüm izleniyor ve bu işletmelerin
Ar-Ge harcamalarının %60’lık bir bölümünü yaptıkları hesaplanıyor. Çin’de
fikri haklara dair gevşek uygulamalardansa genel olarak şikayet edilmekteyken, söz konusu gerçekle birlikte;
Çin’de uluslararası sermayeye ait olan
1.500 adet Ar-Ge merkezi kurulu. Bu
merkezler de özel sektörün yaptığı
%60’lık harcama diliminin %7’lik bölümünü gerçekleşiyorlar.
Bunlara ek olarak, telekomünikasyon ve ilaç endüstrisinde yapılan
yenilikler de önemli pazarlar yaratıyor.
Yi Rao ve Shi
Yigong isimli araştırmacılar, sırasıyla genetik ve yapısal biyoloji alanında dünya çapında
öncü araştırmacılar
arasında sayılıyor
ve Huawei ve ZTE
adlı şirketlerin küresel gelirleri ve sahip oldukları pazar paylarının nedenlerinin arkasında sadece ucuz işgücü değil, maliyet
unsuru ile birlikte
inovasyon kapasitesinin de varolduğu görülüyor. Görüyoruz ki; Huawei,
dünyanın ilk 100G
teknolojisini geliştirmiş, bu teknoloji ile uzun mesafelerde büyük miktarlı
veri transferi olası hale gelmiştir. Çin
ilk kez 2010 yılında kayıt altına alınan patent sayısında ABD’yi geçebilme olasılığını yaratmıştır.
Çin’de gerçekleştirilen en iyi yenilikçi çalışmaların, yaratıcı iş modellerine ek olarak, veya onların yerine; yeni fiziksel ürünlere dayandığı ve
inovasyon çalışmalarının ağırlıklı bu
unsurların üzerine inşa edildiği de görülüyor.
Örneğin Broad İklimlendirme
Şirketi büyük binalar için gaz ile güç
sağlanan klima sistemlerinin ticarileşmesi üzerine çalışmalarında başarılar
kaydetmiş; Alibaba adlı e-ticaret girişimi, küçük ölçekli Çinli firmalarla yurtdışındaki alıcıların buluşturmak amacıyla dijital-sayısal ortamda bir platform geliştirmiştir. Tüm bu çalışmaların hayata geçmesi için uygun bir ortam oluşmuş durumda çünkü Çin’deki
politikacıların daha önceki inovasyon
süreçlerinden ders çıkardıkları bazı hataları mevcut. Bu hatalardan en büyüğü ise, inovasyonun yukarından aşağıya doğru (top-down) bir süreç olduğuna dair uygulamaları. Bu yaklaşımın
1
özel sektör olacağı da
vurgulanmakta.
Çin’in inovasyon
politikasında genel bir
değerlendirme yapıldığında bazı soru işaretleri dikkat çekiyor
ve politikacıların, inovasyon potansiyeli taşıyan alanların hangileri olduğuna dair benimsedikleri yaklaşım
bunların başında geliyor.
en belirgin örneklerden biri ise, Çin’in
kendine özgü mobil telefon standardı geliştirme konusundaki çabaları olmuştu. TD-SCDMA olarak anılan
teknolojiye milyarlarca dolar yatırıldıktan sonra, sadece çok az sayıda alıcı
bulan bir proje olarak anılmıştı.
Bugünlerde hatalarından ders çıkaran Pekin hükümeti, farklı bir inovasyon modelini deneyimliyor.
Bu modele göre; fırsatların daha
önceden tanımlanabilmesi ve bu fırsatların varolduğu piyasalardaki oyuncuların ihtiyaç duydukları teşviklerin
sunulması üzerine bir yaklaşım ortaya konuluyor. Örneğin, elektrikli araçlar bu konuda önemli bir deneyim alanı olarak algılanıyor ve bu sektör küresel ölçekte de yeniliklere açık bir alan
olarak benimseniyor. 2020 yılına kadar
bu pazardan belirli bir pay alabilmek
adına Pekin hükümetinin 8 milyar dolara ulaşan bir Ar-Ge bütçesi ayırdığı da biliniyor. Sektörde talebin yaratılması için kamu sektörü, resmi filolarındaki araç ihtiyaçlarını karşılamak
üzere bir satın alma garantisi vermiş
durumda. Talebi destekleyecek olan
bir diğer girdi ise, tüketicilere verilecek olan destekler. Tabii, sektörde asıl
yeniliği ortaya koyacak olan kesimin
Elektrikli araçlar
için benimsenen yaklaşım ümit verici olsa
da, Çin geleneksel içten yanmalı motorlarla çalışan araç pazarındaki inovasyon olasılıklarını Hint’li üreticilere, örneğin Tata’ya bıraktığı görülüyor. Çin’in çok büyük iç pazarının
özellikleri dikkate alındığında bu yaklaşımın politik bir kumar olduğu ifade
edilirken, Hint’li üreticiler ise tasarımı
ön planda tutuyor. Örneğin dünyanın
en ucuz arabası Nano üzerine bir destek sistemini uyguluyor.Yine Hint’li
üreticiler geleneksel bir alanda yapılan
inovasyonun bir diğer teknolojik sınırı da zorlayabileceğini düşünüyor ve
buna bir örnek olarak, akü ile çalışan
Nano marka araçlara dair plan karşımıza çıkıyor.
Sonuç olarak, bugüne kadar yapılan araştırma sonuçlarına göre doğru
teşvikler uygulandığında Çinli bilim
insanları, mühendisleri ve girişimcileri
küresel pazar için doğru ürünlerin geliştirilmesi konusunda istekliler. Politikaların başarması gereken unsur ise
her ülkenin makro düzeyde politikalarının hedefi olan inovasyon potansiyelinin ortaya çıkarılmasıdır.
Kaynak: www.mckinseyquarterly.com/Unleashing_innovation_in_China_2725
Unleashing innovation in China, Finding ways
to spur innovation in product design and business models will be key to sparking Chinese domestic demand., JANUARY 2011 • Gordon Orr
Gayri safi yurtiçi hasıla
2
Yenileşim-inovasyon için sadece Ar-Ge girdisini dikkate almak yeterli değildir. Ar-Ge ve inovasyon birbiriyle iç içe süreçler olsa da, bazı sektörlerde
inovasyon yapabilmek için yüksek oranlı Ar-Ge bütçelerine, bazılarında ise daha mütevazi ölçekli Ar-Ge bütçelerine ihtiyaç duyulur.
Ay-Pi | 15

Similar documents

SURİYELİ MİSAFİRLERE YÖNELİK SOSYAL UYUM ve

SURİYELİ MİSAFİRLERE YÖNELİK SOSYAL UYUM ve 011 yılında Suriye topraklarında başlayan adalet ve özgürlük arayışına, zorba Baas rejiminin ver-

More information

e-bülten - Ankara Patent

e-bülten - Ankara Patent içinde bulunduğumuz dönem bilgi satın almak da mümkün olmayabilir. Nanoteknolojide buluş sayısı, bu ekonomisi dönemi. Katma değer, tekÇünkü global firmaların stratejik birçalışmalar ve kararlı stra...

More information

ankara patent e

ankara patent e Bilgisayarlara olan ilgim dolayısıyla bilgisayar mühendisi olmak istemiştim. Fakat üniversite giriş sınavı sisteminin bir anda değişmesiyle bu hayalimi rafa kaldırmak zorunda kaldım. Onun yerine bi...

More information

Markalarımız - Doğuş Otomotiv

Markalarımız - Doğuş Otomotiv %15,7’sini Caddy oluşturmaktadır. Crafter modelimizin pazar payı ise 2010 yılında %4,7 olarak gerçekleşmiştir. Marka imaj araştırmasında bir numara Rekabetçi pazarda marka iletişimi çalışmaları kap...

More information

testler - Prysmian

testler - Prysmian Yangın sayılarında görülen artış (2011 yılında, 2010’a göre, İstanbul’da +%32), her geçen gün sayıları artan çok katlı dikey binalar (2007-2011 arasında +%30) ve genel olarak kalite, performans, gü...

More information